Akşam havuzuna girildi, kitap okundu, şimdi wordpress’e blog atma zamanı. Bugün ek olarak, yürüyüş yapıp, dondurma yemeğe de gittik. Bir de, sevdiğim kediye isim koydum. İsmi Cici Kedicim bundan sonra. Sokak hayvanlarını çok seviyorum, burada hayatın bir parçası olmaları da ayrı güzel. Hayvan hangi yerin önündeyse, oradan alışveriş yapıyor ya da oradaki işletmeye oturuyorum. Bu…
Yazar: Oyuncak Krallık
Touching.
Geldiğimden beri, gezmek, yüzmek yerine rüyalarda dolaşıyorum. Dün gece iyi uyuyamamıştım, bugün hep uyudum o yüzden. Oyuncak Krallık’ta geçiyor zamanım. Bundan çok şikayetçi değilim. Tatilden önce çalışırken, kayboluyordu rüyalarımın çoğu, erken uyanıyordum, işe erken başladığımda hatırlayamıyordum en az yarısını. Şimdi hatırlıyorum çünkü zihnimde işle ilgili bir şey yok. Oyuncak Krallık’ta, Panda’nın kucağında uyandım. Küçük Panda…
Küçük Prens.
Uykular peşimi bırakmaz oldu. Yatağımda, vantilatör eşliğinde tüm gün yattım. Tüm yorgunluğum çıktı sanırım. Kötü de değil uyumak, hep Oyuncak Krallık’taydım. Küçük Prens tadındaydı. Biz Panda ile ilk tanıştığımızda, bana o kitabı okumamı önermişti. Nedenini bilmiyorum, yani konuşma oraya nasıl geldi, hatırlamak zor. Bir nedeni varmış meğer. Biz de birgün, o kitaba dönüşecekmişiz rüyalarımda. Aslında…
Sleeping in Arth.
Birgün bile hastaneye gitmeyeceğim, demem ve ilk günden hastanelik olmam. Bir suçum yok, sinek ısırdı, alerjim var, yardım edecek bir şey olmam lazım. Kulaklarım da kaşınıyor. Kardeşim, gerçekten hoşgeldin, hiç şaşırmadım, en yakındaki hastaneye götüreyim iğneni yaptır, dedi. Yola çıktığımızdan beri bir gariplik var zaten. Bir yandan bunlarla uğraşıyorum, diğer yandan eşimi teselli etmeye çalışıyorum….
Foça.
Ne güzel Foça’da olmak. Yeniden Türkiye’de uyanmak. Özellikle dünkü yolculuktan sonra. Yolculuk yapmaktan çok, yolculuk yapmamak için direniyor gibiydik. Bir takım başarısızlıklar söz konusuydu. En komiği, vize almak için sırada yarım saat bekleyip, sıra bize geldiğinde, vizeye ihtiyacımız olmamasının söylenmesiydi. Öyle güzel uyumuşum ki, direkt kucağında uyandım Panda’nın. Oh, sonunda yanındayım, uyuyalım mı kalenin kalbine…
Frankfurt AirPort.
Uyku podu ve kabini bulamayınca, şehir merkezine gittim. Kahvaltı yapıp, saf saf kısacık şortla dolaştım. Soğuktu ya. Grand Rapids sabahları gibiydi. Keşke ben de annemler gibi THY ile dönseydim. Böyle çok kötü oldu ya. Ayaklarım ağrıyor. Yorgunluktan geberiyorum. Foça’ya bir varayım, 3 gün yataktan çıkmayacağım. Zaman geçmiyor. Eşim uzandı bile. Ben uyudum, o uçakta uyuyamadı….
Frankfurt.
Aşk, bir varlığa duyulan heyecandan, fazlası olmadı benim için hiç. Koşulsuz, karşılıksız, bir sıfat altında birleşmeyi aramayan, saygıyı hak eden bir konu. Eleştirilmesi anlaşılabilir olduğu kadar, cevapları olmayan sorular karşısında, kolay yıpranıyor. Elimde çok değerli bir şeyim var, tüm dünyanın üzerime gelmesine rağmen, ona sahip çıkmaya çalışıyorum. Gerçeklikle rüya arasında bir yere sıkışmış haldeyim. Rüyalarım…
Luxury Hibernation.
Got caught in a crazy storm, our flight got delayed by at least an hour. I was mentally locked in to be asleep in like an hour, now I just know this flight is about to hit me with a “surprise 3-hour delay” like it’s a hobby. I’m done with the impulsive decisions. I’ve made…
O’Hare.
Şikago havalimanındayım, dünden beri Impulsive kararlar veriyorum, gitmek istediğim yerleri bu sayede aradan çıkarayım, dedim. Yaş geldi geçiyor, gelecekte yapamadım, gidemedim olmasın. Kararım kati. Aldım biletlerimi. Zaten çok bunalmıştım, kendimle geçirecek 1 haftaya ihtiyacım vardı. Romanya da bu süreyi geçirmek için harika bir zaman. Öncesinde Çanakkale’ye gider miyim bilmiyorum. Çok lazım değil şu an açıkçası….
Chicago, IL
Nereden baksan güzel gün. Güneş yanığı tehlikesine rağmen, karış karış gezdik Şikago’yu. New York kadar olmasa da, Şikago da sevdirir kendini. Sürüler halinde geziyoruz ve bu durumdan biraz sıkıldım açıkçası. 13 gündür durum böyle. 20’sine kadar da böyle devam edecek. Curcuna. Kendime birkaç günlük ufak bir yer ayarladım. Her şeyin başlangıcı olan, o Romanya, katolik…