O’Hare.

Şikago havalimanındayım, dünden beri Impulsive kararlar veriyorum, gitmek istediğim yerleri bu sayede aradan çıkarayım, dedim. Yaş geldi geçiyor, gelecekte yapamadım, gidemedim olmasın. Kararım kati. Aldım biletlerimi. Zaten çok bunalmıştım, kendimle geçirecek 1 haftaya ihtiyacım vardı. Romanya da bu süreyi geçirmek için harika bir zaman. Öncesinde Çanakkale’ye gider miyim bilmiyorum. Çok lazım değil şu an açıkçası. İstanbul’u tercih ederim. Özellikle turkuaz olursa hala. İstanbul’da halletmem gereken bir işim de var. Romanya’da da çok sevdiğim bir arkadaşım var. Onu çok özledim, bir de gittiğim Cluj Napoca şehrinde, 6 ay yaşamıştım. Kaloşvar, Türkçe adıyla.

Eşimi ikna ettim, hali hazırda dava günümüz var, atalım gitsin yüzükleri, konuşmuştuk bunu, arkadaşça devam edeceğiz, hala aynı evde yaşayacağız ve oyunlarımız hep sürecek, dedim. 15 Ağustos’ta da dönüp, işe başlayacağım. Yoksa LeAnne, nerdeysem bulur öldürür beni. İnsanlara 1 gün bile izin vermiyor. Bana 2 ay verdi.

Yeğenimle çok güzel zaman geçirdik. Ona doğum günü yapıp, playstation bile aldık. Ulan ben 8 yaşımda il dışına bile çıkmamıştım henüz. İlçe bile olmayabilir. Ne şanslı çocuk ya. Şimdi de ötekine gidiyorum. Sana pasta alacağım dedim, o gün bugündür ismim Pasta Teyze. Pastayım ben.

Hiç yolculuk yapasım yok şu an. Umarım çoğunda uyurum. Frankurt’ta aktarma var. Üstelik 8 saat. Şehir merkezine gitmeyi düşünüyorum. Havalimanında geçmez zaman. Kitap aldım ama bacaklarım koltuklara sığmazken, konsantre olamıyorum.

Hadi bana iyi yolculuklar.

Bye bye Chicago.

Sophie

Yorum bırakın