Frankfurt AirPort.

Uyku podu ve kabini bulamayınca, şehir merkezine gittim. Kahvaltı yapıp, saf saf kısacık şortla dolaştım. Soğuktu ya. Grand Rapids sabahları gibiydi. Keşke ben de annemler gibi THY ile dönseydim. Böyle çok kötü oldu ya. Ayaklarım ağrıyor. Yorgunluktan geberiyorum. Foça’ya bir varayım, 3 gün yataktan çıkmayacağım. Zaman geçmiyor. Eşim uzandı bile. Ben uyudum, o uçakta uyuyamadı. Şikago’dan uçağa binişimiz de ayrı komikti. Ne kadar çok rötar yaptı derken, bir baktık yanlış kapıda oturuyoruz, adımız anons ediliyor. Koşa koşa yetiştik.

Frankfurt havalimanına da ayrıca deli oldum. Pasaport sırasında 1 saat bekledim ve tam sıra bana geldi, senin pasaportunun sırası bu değil dediler. Ulan başka havalimanlarında, US vatandaşlarının kendi pasaport kapısı oluyor. Biraz kızdım. Eskidendi çünkü pasaport kapısında, el divan pençe geçen günler.

Biraz huzursuzum. Yorgunluğa bağlıyorum. Eskiden, aynı günde 3 ülke değiştirirdim. Şimdi çok farklı. Belki kullandığım ilaçlardan.

Rüyalarım saçmalıyor sanırım. Ondan 2 tane var ve ben ne yapacağımı bilmiyorum. Birdiler iki oldular. Benim gücüm bir tanesine zor yetiyor. Hatta yetmiyor. İstediği gibi yönetiyor beni. Sevdiğim insanın, beni yönetmesini umursamam ama bazen gerçekten zor oluyor. Küçük hali daha da fena. Çok daha duygusal ve küsüyor. Gerçi bu konuda hala çok iyi. Benim küsmem yasak ama o ezelden beri küs.

Benim saçlarımı uzatmam lazım. Bu son kestirişimdi. Hayatımda benimle ilgilenen insanlar arttı. Çok yanlış bir vibe veriyorum. En son bana yazan kişiye hala inanamıyorum. Burnumu düzelten, plastik cerrahı. Nasıl olduğumu merak etmiş güya. Şikayet etsem işini kaybeder. Aradı ya. Hastalarımı arıyorum, dedi. Eminimki arıyorsundur. Bu bir ilginçti ameliyattan önce. Bence burnunda bir sorun yok, böyle güzelsin, dedi gülerek. Ben o sırada cinnet geçiriyorum acaba kırığı tam düzeltecek mi diye. Karşımdaki kişi de gülüyor. Başka doktor yok mu bu bilmiyor galiba, dedim eşimin annesine. Duydu. Bu henüz doktor olmamış, öğretmeni ile birlikte girdi ameliyata. Öğretmeni istemişti ameliyatı. Sonra sakinleştirici bir şey verdiler, gerisi yok bende ama kontrolde yine güldü bana. Ne zaman ihtiyacın olursa, adresi biliyorsun dedi. Allah korusun dedim ve topuk.

Bir de kreşte, manyağın teki var. Bir keresinde 5.45’te geldi ve ben içeri alamayacağım, kreş 6’da açılıyor, dedim. Camlara vurdu. Direktörümü aradım, direktörüm de ulaşmak üzereydi. Benim öğretmenlerime böyle davranamazsın, çocuğunu alıp gidebilirsin, dedi. Ondan sonra bu beni bir önemsemeye başladı, çocuğunun öğretmeni değilim ama sürekli odamın kapısını açıp, selam vermeye başladı. İçeride bebekler uyuyor, hiç hoş karşılamıyorum sınıfıma dalınmasını. Bir de ayakkabıları ile giriyor. Kapıda 2 tane uyarı var, bebekler emekliyor sınıfta, sokak ayakkabısı ile girmeyin, diye. Benim sadece sınıfta kullandığım ayakkabılarım var. Ondan sonra bir de yerleri dezenfekte ediyorum. Bana birkaç hafta önce, gerçekten evli misin diye sordu. Şoka girdim. Öyle baktım suratına. LeAnne’e söyledim. Manyağın teki, uzak dur ondan, dedi ama sürekli beni buluyor. Geçici olarak çocuğunu sınıfıma almak zorunda kalıyordum. Öğretmen sayımız düşüktü. Çocuğun eli yanmış birgün, doktor notu yok. Sınıfa alamam, dedim. Öyle mi diyip, beni şikayet etmeye gitmiş. LeAnne’de, kabul edip etmemesi ona bağlı, sorumluluk onda, licencing kurallarına göre beni bile dinlemek zorunda değil, demiş.

Manyağın tekisin, belki sen yaktın çocuğu?

Sabahın 6’sında, çocuğu önceki akşamdan kalma BM ile getiriyor. Sile sile zor çıkarıyorum. Görevim bu ama geceden kalma olan dışkı değil. Not tutsam (buna da hakkım var, neglect deniyor) çocuğunu alır Çocuk Koruma Servisi. Öyle bir güveni var ki kendine. Benim yapmayacağıma o kadar emin ki. Bir daha aynı şey olursa döndüğümde, not tutacağım. Bana gıcıklık olsun diye yapıyor bence. Aileler, erkenden kalkıp çocuklarını yıkıyorlar, bebek yağı sürüp, temiz kıyafetler giydiriyorlar. Bebekler özellikle böyle geldiğinde içine sokasınız geliyor. Bir tek bu.

Böyle kendi içinde, birbirinden alakasız, konudan konuya atladığım bir blog oldu ama canım sıkılıyor ya. Şu an bulanık görmeye başladım. Ondan bitiriyorum.

Sophie

Yorum bırakın