Frankenmuth.

Dün ne kadar iyiyse, bugün o kadar dökülüyorum. Rüyalar ve onların gerçek hayatta olmayan karşılığı, küstürüyor. Keşke bloğumun ilk zamanları gibi olsa her şey. Bilmeden, duymadan, görmeden… Benim , Türkiye’de veya başka bir ülkede, 1 hafta kendi kendime kalmam lazım, yoksa ben delirir, ABD’ye döndüğümde çalışamam. Çok yorucu bir ailem var. Bittim artık. 1 haftada…

20 vs 40.

Rüyamda 20 yaşında vs 40 yaşında hali var aynı anda. İkisi arasında karıştı kafalar. 20 yaşındaki hali, çocuğum dedi kalbime yattı. Dışarıda yaşlı o, içeride genç hali. Daha önce böyle bir şey olmamıştı hiç. Genç olan daha çok seviyor, bana daha çok ihtiyacı var sanki. Ötekinin pek umrumda değilim bu aralar. Kalbini maviye boyamadı henüz….

Hello Stranger.

“Merhaba Yabancı” Hep daha genç halleri, rüyalarımda benimle bugünlerde. Time Traveler’s Wife filmindeki gibi her şey. İlk anılarımıza yolculuk yapıyorum. Hep çocuk hissetsem de, biyolojik olarak 42 yaşındayım, 20’li yılların başlarındaki hallerimiz çocuk gibi geliyor. Bir mesafeliyim eski haline, ne kadar çocukmuşuz meğer. Sen hep başkalarını sevdin zaten, diye bağırıyordu dün gece, İnan bana biraz…

Lucky.

Misafir kabul etmek ne güzel. Uzun zamandır, ne çok unuttuğum şey varmış. Bahçeye çıplak ayakla basmayı ve orada oturmayı, gürültülü bir şekilde heyecanlı bir şekilde playstation oynamayı, televizyondan maç izlemenin keyfini, çıkarmışım aklımdan, tamamen unutmuşum meğer. Annemler Grand Rapids’e geldiğinden beri, çok yoruluyorum ama diğer yandan da bunları hatırladığım için, pek şikayet etmiyorum. Keşke erken…

New York.

Ne kadar gelirseniz gelin, New York her zaman heyecanlandırır ama bir o kadar da, büyüktür ve yorar sizi. Maraton koşmuşum gibi, ayaklarım incindi. Karış karış, her yerini koşa koşa gezdim ailem ile. Her şey güzeldi, sadece çok yorulduk. Hep Dünya Kupası modu vardı. Bu yıl, özellikle Norveçliler, adeta hücum etmişler New York’a. Her yerde kürek…

“Seni Şimdiden Özledik”

New York’a öğle saatlerinde inmeme rağmen, evden çıkmadım. Kaç kere geldiğimi hatırlamıyorum ama New York, ne kadar gelirseniz gelin her zaman yeniden heyecan verici bir şeyle karşılaştırır sizi. Hafta içi çok yorulmuşum, bir güzel uyudum dışarı çıkmak yerine. Kalktığımda, Henry’nin annesi mesaj atmış, seni şimdiden özledik diye. Ya beni gerçekten seven insanlar var sanırım kreşte….

Gökyüzü.

Her şey çok fazla iyi gidiyordu zaten. Belliydi bir yerden bir şey çıkacağı. Eşim, boşanmak istemiyor. Son anda vazgeçti, günü bile almıştık, şimdi araya yaz giriyor ama kararım kati. Ben istemiyorum artık burada yaşamak. Her şeyinden bıktım. Eninde sonunda bu olacak. Ben tanıyamamışım meğer eşimi. Dün yaptıklarını asla unutmayacağım. Bugün toplantım vardı, kreş yoktu ama…

Mavi Huydur Bende.

42. doğum günüm, ilk hatırlayanın terapistim oldu. Dün, onunla konuşurken farkettim bugünün doğum günüm olduğunu. Nasıl bir iş haftasıydı, işte böyleydi. Kendimi unuttum 5 gündür. Dün evde bayılmışım. Kalp atışım iyice yavaşlamış. Sabahtı sanırım, terapiden sonra. Burnumu kontrol ettim ilk kendime geldiğimde. Yine mi kırıldı korkusu bastı. Dünden beri yatıyorum. Herkes çok kızgın bana şu…

Creche.

Beklenilen Shutdown gelmedi. Şu an nerede değilsem orada olmak istiyorum, beni bir yere çağırmayın, ben gelirim diye bağırmak. LeAnne’in öyle çok da kıymetlisi değilim artık sanırım. Ya bugün sınıfıma, nerdeyse her yaştan çocuk doldurdu. Ben bebek öğretmeniyim, üst sınıflara tahammül edemiyorum. Oturup ağlayacaktım. Bir yandan bebek ağlıyor, öte yandan çocuk elindeki oyuncağı ona fırlatıyor, 10…

Adjustment Disorder.

LeAnne çok komik biri, biz Shutdown beklerken, işe gelene ve Ağustos sonuna kadar ayrılmayana $750 vermeye karar vermiş yönetim kurulu ile. Yarın işe kimse gelmez artık. Gerçekten en azından 1 hafta kapanmaya ve yeni öğretmenleri işe almaya ihtiyacımız vardı. Yarın yine zor bir gün olacak. Odama alabildiğimce, diğer büyük sınıflardan çocuk almaya çalışıyorum ama öyle…