Herkes beni bu yaz Pera’ya benzetiyor. Annem de sarmanlara baka baka sarmana benzedin diyor. Sarmanım zaten rüyalarımda. O da panda mı acaba? Tembel değildir, çok oyuncu da değildir aslında. Oyuncak Krallık’ta çok güzel anılar oluştu dün gece. Geçmişimize gidip, bizi izledik. Bu anı unutacak mısın ki dedi, Panda, öyle güzeliz ki… Hayatımın yarısısın, tüm gençliğim…
Yazar: Oyuncak Krallık
Foça Saklı Cennet.
Büyük maceraya 10 gün kaldı. Biraz kırılsam da, kararımda bir değişiklik yok seyahatle ilgili. Annesinin bir tanesi modundayım evimde. Annem bana daha iyi bakıyor, şu ana kadar 1-2 hafif bayılma dışında, iyi gitti sağlığım. Kalbim düzgün atıyor. Romanya’ya gitme iznim çıktı hatta Perşembe de Çeşme’ye gideceğim. Bugün ise en sevdiğim koydaydık yine. Çocuk gibi Go…
Fishes.
Yazlık olayı güzel ya. Hiçbir şey yapmadan bile, zaman, huzurlu geçiyor içinde. Mutlaka benim de mavi beyaz bir yazlığım olmalı. Akdeniz ve mavi temalı. Hayatımda ilk defa, seramiğe ilgi duymaya başladım. Bugün birkaç seramik bile aldım. Şimdi sıra ise bu aşağıdaki balıklarda. Yapan kişi Brezilya harici göndermiyormuş. İkna etmeye çalışıyorum. Alacağım bu balıkları: Keşke, benzerlerini…
Kleopatra Hamamı.
Gece teknenin üzerinde uyumak, dünyadaki en rafine zevklerinden biriymiş. Bir yanda sizi beşik gibi sallıyorken, diğer yanda yaz ortasında serinlik içinde uyumanızı sağlıyor. Çok güzel bir deneyim oldu. Kleopatra Hamam’ında geçirdik geceyi. Ama öncesinde öyle kudurduk ki, şu an her yerim morluk ve çizik içinde. Ağaçtan iple, suya atlarken özellikle, tüm belimi kayalara vurdum. Uslanmadım…
Göcek, Fethiye.
Yatta güneşin batmasını bekliyorum. En güzel renkler çıkmak üzere. Güneşin bir doğumu bir de batımı anlatır Panda ile beni. Güzel güneşli mavi bir gündü. Koy koy dolaştık Göcek’i. Çok güzelmiş Göcek… Kleopatra Hamamında uyuyacağız. Öyle güzel sallanıyorum ki şu an, hazırım sanırım uykulara. Dün gece, rüyamda, söz ver bana Sarman, bulacaksın bir yolunu dönmenin diyordu….
Babadağ.
Korkunç bir yolculuktan sonra, Fethiye’de konaklayacağımız Airbnb’ye geldik. Babadağ’ın hemen altında, biraz ıssız bir yer ama güzel. Marshall ile ben, daha çok denizde geçireceğiz vaktimizi, o yüzden kötü olsaydı bile, çok önemi yoktu. Bizimkiler akşam havuzuna gitti. Fethiye’ye gelip, havuza girmek, vizyonsuzluğun kralıdır. İnmek yerine, blog yazıyorum ben de. Kardeşim ile bir daha konuşmayı düşünmüyorum….
Teddy Bear.
Haftaya süper! başladım. Bazen gerçekten ben de çok üzülüyorum. Özellikle biri bana kızdığında ve ne olduğunu söylemediğinde. Fethiye yolundayız, mutluyuz ilk defa. Şu ana kadar kötü hiçbir şey olmadı. Nazar değmez umarım. Gerçi yeni bir sıkıntım var. Ecel peşimden geliyor. Bende pre diyabetik sıkıntı vardı ama çok ciddiye almamıştım. Şimdi 300’e fırlıyor, birden uyku basıyor…
It’s Over.
Ve boşandık. Tahmin ettiğimden zor ve duygusal oldu. Gülerek girip, ağlayarak çıktık. Sabah çok erken uyanmış, heyecandan ikimiz de ne yapacağımızı bilemeyen, korkmuş bir durumdaydık. Sakinleştirici almak zorunda kaldık. İyi ki de almışız, bizden önceki duruşmadan sonra, birbirlerini dövdü iki aile. Çok kötüydü. Nereye düştük böyle dedik birbirimize. Benim bir kere başıma bir şey gelmişti…
Cici Kedicim.
Akşam havuzuna girildi, kitap okundu, şimdi wordpress’e blog atma zamanı. Bugün ek olarak, yürüyüş yapıp, dondurma yemeğe de gittik. Bir de, sevdiğim kediye isim koydum. İsmi Cici Kedicim bundan sonra. Sokak hayvanlarını çok seviyorum, burada hayatın bir parçası olmaları da ayrı güzel. Hayvan hangi yerin önündeyse, oradan alışveriş yapıyor ya da oradaki işletmeye oturuyorum. Bu…
Touching.
Geldiğimden beri, gezmek, yüzmek yerine rüyalarda dolaşıyorum. Dün gece iyi uyuyamamıştım, bugün hep uyudum o yüzden. Oyuncak Krallık’ta geçiyor zamanım. Bundan çok şikayetçi değilim. Tatilden önce çalışırken, kayboluyordu rüyalarımın çoğu, erken uyanıyordum, işe erken başladığımda hatırlayamıyordum en az yarısını. Şimdi hatırlıyorum çünkü zihnimde işle ilgili bir şey yok. Oyuncak Krallık’ta, Panda’nın kucağında uyandım. Küçük Panda…
Küçük Prens.
Uykular peşimi bırakmaz oldu. Yatağımda, vantilatör eşliğinde tüm gün yattım. Tüm yorgunluğum çıktı sanırım. Kötü de değil uyumak, hep Oyuncak Krallık’taydım. Küçük Prens tadındaydı. Biz Panda ile ilk tanıştığımızda, bana o kitabı okumamı önermişti. Nedenini bilmiyorum, yani konuşma oraya nasıl geldi, hatırlamak zor. Bir nedeni varmış meğer. Biz de birgün, o kitaba dönüşecekmişiz rüyalarımda. Aslında…
Sleeping in Arth.
Birgün bile hastaneye gitmeyeceğim, demem ve ilk günden hastanelik olmam. Bir suçum yok, sinek ısırdı, alerjim var, yardım edecek bir şey olmam lazım. Kulaklarım da kaşınıyor. Kardeşim, gerçekten hoşgeldin, hiç şaşırmadım, en yakındaki hastaneye götüreyim iğneni yaptır, dedi. Yola çıktığımızdan beri bir gariplik var zaten. Bir yandan bunlarla uğraşıyorum, diğer yandan eşimi teselli etmeye çalışıyorum….