Mutlu Yıllar.

Ve hep beraber bal kabağına dönüştük. Her şey de, tam rüyamda gördüğüm gibi oldu. Sonrasında ise, bir daha sevmiyordum onu. Böyleydi rüyanın devamı. Aslında, o kadar detayına kadar gördüm ki, inanılmaz. Annemler telefonla bana ulaşamıyordu rüyada. Bunu anlayamamıştım. Az önce, bilgisayarımı ve telefonumu şarj ettiğim, dönüştürücü soketi kaybettiğimi fark ettim. Romanya’da fişte bıraktım kesin. Uçağımı…

Arth.

Sevgim, gelmeyi gerektiriyordu, geldim. Genel kanılar üzerinden yaşayan biri hiç olmadım, benim sevgim böyleydi, bir kahve içmeye bile, ülkeler değiştirir, ona gelirdim. Geldim. Şuan kaldığım oda, 200 yıllıkmış. Çok farklı bir tecrübe. Bize de çok farklı bir ev sahipliği yapıyor. Uykumu alamadım, sanırım yine geri yatacağım. Dün gece, heyecandan uyuyamadım sanırım. Bir de Sleeping Pods…

Mathieu.

Romanya’daki son günüm. Uçağım geç olduğu için, 1 gün daha kalmak istedim otelde, gece yatmayacağım ama gündüz kesin yatarım. Bugün dışarı çıkasım yok. Mathieu ile vedalaştım, bilmiyorum aslında müzeye gidelim, iş yerime gel dedi öğleden sonra ama yarınki yolculuğum için, hazırlanmam gerekiyor. Hem psikolojik hem fiziksel olarak. Mathieu’nün en sevdiğim yanı, 14 yıl sonra bile…

Magnet.

Bugün, benden bir şey olmaz ve yarın da, Istanbul havalimanında sleepod bulamazsam bittim günü. Şu anki yorgunluğumun bir açıklaması yok. Yarın da böyle olursam, gerçekten gideceğim o yerde, uyumaktan başka bir şey yapamayacağım. İlk gün zaten aklımda bir şey yapmak yok ama ikinci gün, bir belkim var şehirde dolaşmak için. Gitmek istediğim bir yer var….

Josh and Jase.

Bugün, bir terslik var bende. Dün geceden beri uyuyorum. Sadece sabah kahvaltısına kalktım 10 dakika. 12’de uyandım aslında ama tekrar uyumuşum bir şekilde. İlaçlamış gibiyim kendimi ama yok böyle bir şey. Dünkü yolculuk sarsmış olmalı. Oyuncak Krallık’ta da uyuyordum. Panda kızıyordu, kucağında uyumama rağmen. Canum Panda. Tek sevdiğim, küsmüştü bana biraz. Kızıyorum Sarman, sen ne…

Korean.

Ruh ikizlerimden birinin, Romanya’da yaşaması ne kötü. Keşke Mathieu, Grand Rapids’te yaşasaydı. Ne eğlenirdik. Bugün Kore restoranına gittik beraber. Her yeri oyuncaklarla dolu, kendin pişir kendin ye, tarzı bir yerdi. Çok eğlendik içinde. Hatta 90’lı yılların atari oyunlarını oynadık. Paslanmışız biraz. Hiçbirini beceremedik. Öğleden sonra, ölü gibi uyumuşum. Oyuncak Krallık’ta, Panda’nın kucağında uyandım. Burnumu sıkıyordu…

New York Cafe.

Bugün Budapeşte’de deli gibi eğlendim yazmak isterdim ama sabahki 6 saatlik yolculuğun ardından, bu dünyanın en güzel kafesi denen, New York Cafe’de otururken, birden fenalaştım. Eğlencenin dozu biraz fazla kaçtı sanırım. Çok güzel ama ya, şuna bak… Mathieu, hesabı görünce fenalaşmışsındır diye güldürmeye çalıştı. 2 kola 1 pasta dilimi $50’dı. Keşke neden o olsa da,…

Cluj Napoca, Romania.

Bu sabah yürüyüşümü, Cluj’un merkezinde yaptım ama bir yerden sonra, yorgun olduğumu fark edip, otele geri döndüm. Mathieu işten çıkıncaya kadar uyuyayım, dedim. Yarın Budapeşte’ye gidiyorum günübirlik, bugün zaten dinlenme günümdü. Ben şehir merkezlerini gezmeyecek kadar, dolaştım Avrupa’da aslında. Taşra daha çok beni ifade ediyor. Yine de, eski binaları görmek güzel. Romanya, yıllar sonra Avrupa…

Torocko Erdely.

Masallarda, küçük kendi halinde yeşil bir ülke varmış diye bahsedilen yerler gibidir Romanya. Mütevazi bir şekilde, sevimli, kendi halinde, doğayla ve taşrası ile barışık, pırıl pırıl bir ülkedir. Benim bir hikayem varsa, o hikayem burada başlamıştır. Ne kadar gidersen git, sonunda en başa dönersin, diye derler ya, 2009 yılıma döndüm, bugün uçağım Cluj Napoca şehrine…

Nope.

En azından ümidim kalmadı. Bu da bir şey. Ümit kadar acı çektiren başka bir his var mı? Şu an İzmir Havalimanında oturdum, biramı aldım, bunları düşünüyorum. Annem geldiğimden beri, sarıp sarmaladı, besledi, iyileştirdi, ben yine, bulduğum ilk fırsatta, oturdum bira içiyorum. Yanına gittiğim arkadaşıma, çok içelim çok eğlenelim Mathieu, yazdım. Onun da tam ihtiyacı böyle…

Mark Warner.

Bugün yine, balıklar gibi yüzdü Çocuk Kalpli Sophie. Huzurlu, sessiz sakin bir koyda, denizin tadını çıkardı. Bodrum veya Çeşme’de herhangi bir Beach’i aratmayacak güzellikle bir yer Mark Warner. Maldivler’den hafif esintiler var. Çok sevdim. Daha önce nasıl keşfedememişim burayı, gerçekten şaşırıyorum kendime. “Seninle bir ömür geçirsem, yine de sana doyamazdım…“ Böyle diyordum dün gece rüyamda….

Bilinçüstü.

Bazı insanlar bilinçüstü yaşar. Uyandığında da ruhuna yattığı yerden huzur gelir. Benim gibi, psikolojisi kırılgan biri için, bu büyük bir nimettir. Panda’nun sürekli rüyamda olması bir tesadüf değil, çok özel bir bağın, bizi birbirimize çekmesiyle alakalı. Bunun yanında, özlediğim ilk öğrencilerimin, yine Krallık’ta olması, bu bağın özlemle daha güçlü kurulduğuna işarettir. Çekildiğimiz kalbin kapısında bazı…