Aşk, bir varlığa duyulan heyecandan, fazlası olmadı benim için hiç. Koşulsuz, karşılıksız, bir sıfat altında birleşmeyi aramayan, saygıyı hak eden bir konu. Eleştirilmesi anlaşılabilir olduğu kadar, cevapları olmayan sorular karşısında, kolay yıpranıyor. Elimde çok değerli bir şeyim var, tüm dünyanın üzerime gelmesine rağmen, ona sahip çıkmaya çalışıyorum. Gerçeklikle rüya arasında bir yere sıkışmış haldeyim. Rüyalarım…
Yazar: Oyuncak Krallık
Luxury Hibernation.
Got caught in a crazy storm, our flight got delayed by at least an hour. I was mentally locked in to be asleep in like an hour, now I just know this flight is about to hit me with a “surprise 3-hour delay” like it’s a hobby. I’m done with the impulsive decisions. I’ve made…
O’Hare.
Şikago havalimanındayım, dünden beri Impulsive kararlar veriyorum, gitmek istediğim yerleri bu sayede aradan çıkarayım, dedim. Yaş geldi geçiyor, gelecekte yapamadım, gidemedim olmasın. Kararım kati. Aldım biletlerimi. Zaten çok bunalmıştım, kendimle geçirecek 1 haftaya ihtiyacım vardı. Romanya da bu süreyi geçirmek için harika bir zaman. Öncesinde Çanakkale’ye gider miyim bilmiyorum. Çok lazım değil şu an açıkçası….
Chicago, IL
Nereden baksan güzel gün. Güneş yanığı tehlikesine rağmen, karış karış gezdik Şikago’yu. New York kadar olmasa da, Şikago da sevdirir kendini. Sürüler halinde geziyoruz ve bu durumdan biraz sıkıldım açıkçası. 13 gündür durum böyle. 20’sine kadar da böyle devam edecek. Curcuna. Kendime birkaç günlük ufak bir yer ayarladım. Her şeyin başlangıcı olan, o Romanya, katolik…
Frankenmuth.
Dün ne kadar iyiyse, bugün o kadar dökülüyorum. Rüyalar ve onların gerçek hayatta olmayan karşılığı, küstürüyor. Keşke bloğumun ilk zamanları gibi olsa her şey. Bilmeden, duymadan, görmeden… Benim , Türkiye’de veya başka bir ülkede, 1 hafta kendi kendime kalmam lazım, yoksa ben delirir, ABD’ye döndüğümde çalışamam. Çok yorucu bir ailem var. Bittim artık. 1 haftada…
20 vs 40.
Rüyamda 20 yaşında vs 40 yaşında hali var aynı anda. İkisi arasında karıştı kafalar. 20 yaşındaki hali, çocuğum dedi kalbime yattı. Dışarıda yaşlı o, içeride genç hali. Daha önce böyle bir şey olmamıştı hiç. Genç olan daha çok seviyor, bana daha çok ihtiyacı var sanki. Ötekinin pek umrumda değilim bu aralar. Kalbini maviye boyamadı henüz….
Hello Stranger.
“Merhaba Yabancı” Hep daha genç halleri, rüyalarımda benimle bugünlerde. Time Traveler’s Wife filmindeki gibi her şey. İlk anılarımıza yolculuk yapıyorum. Hep çocuk hissetsem de, biyolojik olarak 42 yaşındayım, 20’li yılların başlarındaki hallerimiz çocuk gibi geliyor. Bir mesafeliyim eski haline, ne kadar çocukmuşuz meğer. Sen hep başkalarını sevdin zaten, diye bağırıyordu dün gece, İnan bana biraz…
Lucky.
Misafir kabul etmek ne güzel. Uzun zamandır, ne çok unuttuğum şey varmış. Bahçeye çıplak ayakla basmayı ve orada oturmayı, gürültülü bir şekilde heyecanlı bir şekilde playstation oynamayı, televizyondan maç izlemenin keyfini, çıkarmışım aklımdan, tamamen unutmuşum meğer. Annemler Grand Rapids’e geldiğinden beri, çok yoruluyorum ama diğer yandan da bunları hatırladığım için, pek şikayet etmiyorum. Keşke erken…
New York.
Ne kadar gelirseniz gelin, New York her zaman heyecanlandırır ama bir o kadar da, büyüktür ve yorar sizi. Maraton koşmuşum gibi, ayaklarım incindi. Karış karış, her yerini koşa koşa gezdim ailem ile. Her şey güzeldi, sadece çok yorulduk. Hep Dünya Kupası modu vardı. Bu yıl, özellikle Norveçliler, adeta hücum etmişler New York’a. Her yerde kürek…
“Seni Şimdiden Özledik”
New York’a öğle saatlerinde inmeme rağmen, evden çıkmadım. Kaç kere geldiğimi hatırlamıyorum ama New York, ne kadar gelirseniz gelin her zaman yeniden heyecan verici bir şeyle karşılaştırır sizi. Hafta içi çok yorulmuşum, bir güzel uyudum dışarı çıkmak yerine. Kalktığımda, Henry’nin annesi mesaj atmış, seni şimdiden özledik diye. Ya beni gerçekten seven insanlar var sanırım kreşte….