Her ruh, hayran olduğu şeye dönüşür. Ben de, şu an ne kadar istemesem de, en sevdiğime dönüştüm. Gezmek dolaşmak, bıraktığı ilk şey oldu bana. Gene de keşke, 15 mil hike’a girişmeseydik. Cumartesi’den beri çok hastalandım, vücudumun ağrılarına dayanamıyorum, özellikle bacağım, yumuşak bir yere bastığımda veya merdiven çıktığımda acıyor. Neyse ki işe başlama tarihim yarın resmi…
World Trip.
Şu an kendime, en çok nerem ağrıyor acaba diye soruyorum. Bu hiç beklenmediğinde ortaya çıkan gizli gücümü seviyorum ama sonrası pek sarmıyor. Yorucu bir gün oldu, bir o kadar da eğlenceli. Marshall ile iki yaramaz çocuğa dönüştüğümüz hatıralarımız çok güzel. Boşanmamıza rağmen, bunu kaybetmememiz ne iyi. Michigan’ın kuzeyi, güney eyaletlerinden daha güzeldir. Burada sürekli kuzey…
Pictured Rocks.
6 saatlik bir yolculuk sonrası Munising’e geldik. Kanada’ya çok yakın olan, içerisinde renkli kayaları barındıran Kuzey Michigan’da bir yer. Şok etkisi yaptı bende. Gelir gelmez, oteli bulup, hemen tekne turuna gittik. Sürat teknesiydi ve eğlendirmek için sürekli manevra yapıyor ve insanları soğuk dalgalarla ıslatıyordu. Hayatım boyunca böyle üşüdüğüm yer sayısı azdır. Teknede ıslanmam yetmiyormuş gibi…
Mavi.
1 haftada ancak kendime gelebildim. Türkiye tatilleri hep böyle yorucu oluyor. Tatilden sonra, dinlenmek için, öteki bir tatile ihtiyacınız oluyor. Bir de yeni yeni duygular ediniyorum bugünlerde, 31 Temmuz sonrası, kafam karışık. Ölüm gibi bir şey oldu ve herkes öldü demek geliyor içimden. Bebekler yine en büyük destekçim, bu dünyada iki meslek güzel zaten: biri…
Frankfurt – Chicago.
Frankfurt – Şikago seferinde gidiyorum. Uçağın en sevdiğim olayı, yerden havalanıp gidiyorsun, sevmediğin insanlar arkanda kalıyor ya, onları düşünmüyorsun, işte bu. Sevdiklerini de çok az düşünüp, onların ardından gözyaşı döküp yine kanatlanıyorsun, işte uçmak bana göre bu. Geride bırakmak. İyiyi kötüyü, güne dair her şeyi. Uyuyamadım, huysuzum. Halbuki bu sefer, Frankfurt Havalimanında, uyku kabini rezervasyonunu…
Last Beach.
Yaz boyunca, kreşten haber aldım. Özellikle Henry’nin annesi, bana sürekli fotoğraflarını yolladı bu küçük adamın. Bu gece ABD’ye dönüyorum ama çok mutsuz değilim o yüzden. Sevildiğim, bana değer verilen bir yere gidiyorum. Teams grubunda hep beni konuşuyorlar. Neşemiz geri dönüyor, bizi kahkahaya boğacak diyorlar. Buradaki melankolik hayatımın aksine, sanki insanlara, pozitif enerji olarak inmiş gibiyimdir….
MW.
Cici Kedicim, döndüğüme çok sevindi, ben yokken kapının önünden ayrılmamış. Titreşim yaydı, elime aldığımda. Bunu uyurken çektim: Gerçi çok evde durmuyorum, tatilimin son 2 gününü, elimden geldiğince, yüzerek güneşlenerek, ailem ile vakit harcayarak geçiriyorum. Annemin rahatsızlığı, hepimizin canını sıktı. Ben tatilde verdiğim sözü tuttum aslında. Bir iki ufak sendelemenin dışında, bir sıkıntım olmadı. Yolculuklara çıktım,…
O An, Bir Daha, Yaşanmayacak.
Hayalleriniz, dünyanız, içinizdeki umutlarınız, başınıza yıkıldığınızda, çok mutlu biri olamıyorsunuz. Öyle görünseniz bile değilsiniz. Canım yandı. Kalbim beni gözyaşlarına boğdu. Ufacık da olsa bir ümidim vardı, o kocaman oldu o üzülen şehre vardığımda. Bir şekilde, bölünerek çoğaldı. Sonrasında ise hiç beklemediğim kadar üzüldüm. Yazarken kolay geliyor ama hiçbir kelime, anlatamaz şu an, yaşadığım hayal kırıklığını….
I Don’t Love You Beirut.
Bir rüyamda, gerçekten anı anına, zaman yolculuğu yapmışım. İnsanlar inanmazlar bir de buna. Gerçi ben de inanmamıştım, o rüya doğru çıkmasın diye ummuştum ama çok üzücü bitti benim için. Terden sırılsıklam olana kadar yürüdüm. Şirin şeyler de vardı ama ben seni yine de sevmiyorum Beyrut. Bir yerde okumuştum: Beyrut güzeldir ama hakkında şarkılar şiirler yazan…
Rocks.
Bir seyahat bloğu değildim ama ben de çok gezdim. Şu an bulunduğum şehri hem olumlu hem de olumsuz anlamda, hiçbir şeye benzetemedim. Böyle manzarası olan bir bistro’dayım şimdi. Serinliyorum hafiften. Bunu, gerçek sosyal medyamda paylaşamayacak olmam ne kötü. Öncesinde de, Lady’i görmek için şehrin tepesine çıktım teleferikle. Çok sıcaktı, şort giymiştim, üzerime bir kat daha…
Last Time.
Üzülen şehir, çok da üzülmüyormuş aslında. Burası gayret modern bir başkent. Sadece çok sıcak, tek negatif yanı bu sanırım. Kaldığım otel, beklediğim gibi çok iyiydi. İçinde bol bol uyudum, çıkmadım dışına, yemekleri bile odama söyledim. İçi çok güzel dizilmiş Arth’ın. Ve son kez, burada döküldü gözyaşlarım… Rüyamda, Panda’yı kovdum Oyuncak Krallık’tan. Kırmızı Kulesini de yıktım….
Mutlu Yıllar.
Ve hep beraber bal kabağına dönüştük. Her şey de, tam rüyamda gördüğüm gibi oldu. Sonrasında ise, bir daha sevmiyordum onu. Böyleydi rüyanın devamı. Aslında, o kadar detayına kadar gördüm ki, inanılmaz. Annemler telefonla bana ulaşamıyordu rüyada. Bunu anlayamamıştım. Az önce, bilgisayarımı ve telefonumu şarj ettiğim, dönüştürücü soketi kaybettiğimi fark ettim. Romanya’da fişte bıraktım kesin. Uçağımı…