Frankfurt – Chicago.

Frankfurt – Şikago seferinde gidiyorum. Uçağın en sevdiğim olayı, yerden havalanıp gidiyorsun, sevmediğin insanlar arkanda kalıyor ya, onları düşünmüyorsun, işte bu. Sevdiklerini de çok az düşünüp, onların ardından gözyaşı döküp yine kanatlanıyorsun, işte uçmak bana göre bu. Geride bırakmak. İyiyi kötüyü, güne dair her şeyi.

Uyuyamadım, huysuzum. Halbuki bu sefer, Frankfurt Havalimanında, uyku kabini rezervasyonunu önceden yapmış, iyi bir uyku hayal etmiştim. Olmadı.

Bir daha buradan aktarma yapmayacağım, gerçekten yıldırdı beni havalimanı. Uçak rötar yapınca, 15$’lık hediye çeki verdiler, o güzel oldu bir tek. Ayı aldım kendime. Yol arkadaşı oluyor bana şimdi.

Yeni bir başlangıç bu uçuş. Sağlıklı günlere kavuşmanın hayaliyle süslü. Geçmişin gürültüsünden sağır olan, geleceğe ise bağıran. Yeni bir yolculuk kendi içimde. Vardığı yere kadar, koşmayı gerektiren bir yolculuk.

Oyuncaklarla süslenmiş ama artık onları bir yerde saklayarak. Bugün havalimanında 1-2 kişi bana terbiyesizlik yapınca, kıyafetim beni utandırdı. Ralph’in oyuncak ayılı tişörtlerini giymeyi çok seviyorum. En az 10 tane almışımdır. O vardı üzerimde. Bilmiyorum belki de kuruntu yapıyorumdur ama seyahat ederken, en rahat şeylerini giymeli insan. Çok seyahat edenler bilir bunu. Hatta ayakkabı yerine terlik giyerler, uzun yolculuklarda ayakları şişmesin diye.

6 saatim kalmış varmaya. Eve dönmeyi ise dört gözle bekliyorum. Yatağımı çok özledim. Özellikle şu an, keşke odamda olsam.

Becca’ya dinleyeceğim. Pine Rest felan yok. Üzülmem gerekiyorsa üzüleceğim. Beynimi dondurmayacağım. Self Harm için hastaneye yatmak istediğimi düşünüyor. Haklı sanırım. Overmedication da bir self harm. İnzivaya çekilme ve toplu terapi olayı güzel ama. Terapileri de seviyorum. Oradaki insanların hikayelerini dinlemek; sen anlattığında, hiç düşünmediğin bir bakış açısı ile sana yaklaşmaları, ilaçları katlanabilir hale getiriyor, bir de oradaki vasıfsız ama kendini bir şey sanan teknikerleri.

Bu sefer hayal kırıklığımı, tek başıma çözeceğim.

Gözyaşlarım dinecek elbet.

Sophie

Yorum bırakın