Her ruh, hayran olduğu şeye dönüşür. Ben de, şu an ne kadar istemesem de, en sevdiğime dönüştüm. Gezmek dolaşmak, bıraktığı ilk şey oldu bana. Gene de keşke, 15 mil hike’a girişmeseydik. Cumartesi’den beri çok hastalandım, vücudumun ağrılarına dayanamıyorum, özellikle bacağım, yumuşak bir yere bastığımda veya merdiven çıktığımda acıyor. Neyse ki işe başlama tarihim yarın resmi olarak, yoksa LeAnne beni yemişti. Şu an en fazla, Allah belanı versin, demiştir.
Yatıyorum yatağımda. Rüyalar peşimi bırakmıyor.
Eşim ilaç verince, efsane geri döndü. Kucağında uzandım, kendimi kurtarana kadar. Hiç sevmediğim bir şey oldu ve geri geldim, zaten geçici süre gitmiştim, bunu çok iyi biliyorsun, lütfen bir şans daha var, dedi. 11 yılda çok şansın oldu, en sonuncusu özellikle, baya yakın bir şanstı, artık Küçük Panda var, buna alışsan iyi edersin, şans felan yok, rahat bırak beni, diyerek ayaklandım. Küçük Prens gibi mi, dedi. Evet Küçük Prens gibi, ben ayırt etmek için söylüyordum ama on numara oturdu, seni seninle aldatacağım, bakalım ne yapacaksın sevgili Büyük Panda, kudur inşallah, diye yükseldim. 20 yaşında ama diyecek gibi oldu. 40 yaşında halini tanıyoruz da sanki, dedim ve kalenin kalbine gittim. Bana bir şans daha ver, istediğin şeyi yapacağım, dedi.
Konuşmadım. Hıncımı rüyada aldım yine.
Şans felan yok.
Bugün evle ilgileneceğim uyandığımda. Ne zamandır aldığım ama yerleştirmediğim şeyler vardı. Mutfağıma ufak tefek şeyler aldım. Özellikle bu tabağı akdeniz yemeği ile doldurmayı iple çekiyorum. Riffle Co diye bir marka. Yaz gibi hissettiriyor.

Bir de mıknatıslar var. Yeni fotoğraflar için sebep oldu.

Birinizden aldığım makale tarzı psikolojik kitabı da okuyorum bugünlerde. Teşekkür ediyorum çok. Bazı satırları yeniden yeniden okuyorum.

Bu arada Kindle’a geçmedim tamamen. Kitapları yanımda taşımak kolay olmuyor, bir de sevdiğim kitapların cildi çok çabuk eskiyor. Tamamen psikopatça yani.
Bugün, işe, bir ara vereceğim ve araya İstanbul sokacağım çok belli oldu. 1 veya 2 yıl sonra. Bir yazda. Eğer annemin durumu kötüleşirse, ışık hızında. Çok çalıştım ya, kariyer arasına ihtiyacım var. Ama gezinmek istiyorum, Asya ülkelerinin de hepsi Türkiye’ye yakın. Avustralya’ya da gitmek istiyorum. Gerçi orası hiçbir yere yakın değil. Maksat biraz dolaşmak, yani çalış çalış, geçmez bu ömür. Yazlarım zaten hep Foça oluyor, ev izni yaratıyorum her yıl kendime. Başka zamanım kalmıyor.
Diyorum ya, ruh en sevdiğine benziyor zamanla.
Sophie