warren – leo – slone

dünyanın en güzel şeylerinden biri, anaokulunda çalışmak. çocukların süper kahramanısınız. sizi görünce gülen gözleri, size sarılışları, kollarını açıp beni al diyişleri, üzerimde tepinişleri, beraber oyuncaklarla oynamamız, çocuk şarkıları söyleyip onlarla dans etmek, sabahtan akşama kadar hikayeler anlatmak, oyunlar oynamak, çizgi film izlemek, gün içinde disney şarkılarının açık olması, onlar uyurken film müzikleri ve beyaz gürültü…

winter in april.

git yerine yat derler ama gidip yatamıyorum yerime. öncelikle, hem ödevler oldu hem de test iyi geçti. 350 puandan en az 250 alırım. kaybettiklerimi de, %10 ceza puanından kaybederim. eğer geç girerseniz bir teste, 100 aldığınızı varsayın, bu 90 oluyor. son 3 hafta, 1 test 2 assignment kaldı. şu an 700’lü puanlardayım. 840 puan ile…

cruise.

evet, yaza 4 tane kuş bekliyoruz. noel süslerini, easter’a kadar kaldırmayınca, kuşun teki yuva yapmış noel süsüne. deli gibi bir şey oldu ama çok sevindim aslında. düşünsene, kim bilir neler çıkacak buradan. şimdi bizim çevrede olan kuşlar çok güzel. robin, bluejay, cardinal, tamam güvercin de çıkabilir ama güvercin yumurtasına göre biraz büyük. bir korkumuz daha…

paw here.

oğluşlarımdan, blake’min, ayusu ulaştı bugün. aynı ayı ile uyuyacağız geceleri. 11 nisan’da 1 yaşına basıyor bebeğim. bakalım ilk neresini ısıracak. burnu diyorum. harika bir uyku arkadaşı. ben çok güzel zaman geçirdim. aslında 4 tane ayı ile ile uyuyorum. yatağımın her köşesinde, bir tane oyuncak sarılıyor üzerime. güzel bir duygu. en çok da, bu öndeki buddy…

the üzümlü krallık.

geçmişten alınan hazzı umursamayan, o heyecan, her yeniden duyulduğunda, bilinen dünya yıkılır, yerine yeni bir dünya kurulur. yeni bir dünya kurmak mı? işte bu, tam da bana göre bir şey… çocuk kalpli

kış bitti.

acımasız bir kış daha, uyuyarak geçti. bunu seviyorum aslında, bahara ve yaza, çok fazla enerji birikiyor aktivite için. yaz, kamplarımız olacak iki işimde de ama mutlaka off’lar alıp dolaşacağım. şu an sisteme 1 haftalık raporum girilmemiş. biraz, aile şirketi gibiyiz. sen bizi görürsen, biz de seni görürüz durumu var. 1 hafta yat dinlen, zatürreni tamamen…

çünkü.

iyi şeyler de olmuştu ve çocuk kalpli’nin, üzümlü kek’e ihtiyacı vardı. şu an hayal etmeye çalıştığında, nasıl bir şeye benzediğini veya sesinin nasıl çıkacağını bilmiyordu ama ihtiyacı vardı. ama çok kötü şeyler de oldu… hiçkimsenin ömrü yetmez, bu kadarını onarmaya… üstelik onarmak için de hiç bir şey yapmıyordu. dediği: yıllarca çabaladım senin tek derdin olabilmek…

dreams & plans.

görülen o ki, dünkü 31 mart, beni çok heyecanlandırdı. ilk önce bloğumu, arka planda, kitabı takip edebilecekmiş gibi eski haline getirmeye çalıştım. tabii ki, her şey dönemez. gerçek kitap, asıl heyecanlı kısımlar, 3.05’ler ve onların hikayelendirme ile yazılmıştı bilindiği gibi ama daha önce de söylemiştim zaten, blog ve kitap aynı anda ilerlemeyecek büyük ölçüde demiştim….

bahar günü.

ve bir bahar günü, hikayeyi, kitaba yazmaya başladım. sonunda geldi işte o gün. sonunda, çocukların ellerine doğru yolculuğa çıktık. çocuk kalpli

round and round.

üzülmemek elde olsaydı, eminim kimse üzülmezdi. bugün üzümlü krallığı, sonunda kitap satırlarına döküyorum. zaten çoğu şey hazır ama hangilerini kullanıp, onlar üzerinden hikayeyi derinleştireceğime, zaman içinde karar vereceğim. ayrıca, dün dediğim gibi, ilk kitapçık çocuklara ve bebeklere basılacak. sadece kartpostalların altında birkaç söz yazacağım. blake görünce, lucas görünce ve diğer çocuklarım, nasıl tepki vereceklerini çok…

31 mart 2022 (starting to write down)

haftasonundan beri çok hastayım. soğuk algınlığım zatürreye dönüştü. 1 hafta off aldım. evde yatıyorum, tek yararı: çalışamadığım dersleri çalışıyorum. not defterime daha önem verdim bugünlerde. onun için, alışveriş ederken buluyorum kendimi. kalemler, sticker’lar alıyorum. içine bakan kimse, çoğu şeyi anlayamasın istiyorum. özellikle de rüyaları. kodlamalarım olmalı. bilgisayarımın kabını da, sıra dışı bir tarzda değiştirdim. sanırım,…

pijama günü.

çok sevdiğim bir film var. click. adam sandlers’ın bisikletle ve pijamalarla, işe gittiği sahne ise favorim. ben bugün işe, yatağımdan uyandığım pijama ile gittim. çünkü pijama günüydü. işe girmeden önce de, alışveriş de yaptım pijamalarla. kimsenin bir iki gülümsemesi dışında, umrunda olmadım. okulda ise çok eğlendim çocuklarla. kreşte çalışmam, hedefi tam 12’den vurmam oldu. sanki,…

zaman sarmalı.

dün, hala dersi düşürebileceğimi farkettim online teste girmeden önce lakin böyle yaparsam, bana her türlü yardımı yapmış profumu, büyük bir hayal kırıklığına uğratacaktım. yani kadın 1 saat, bilgisayar karşısında testi bitirmemi bekledi. geçen hafta yazmam gereken 2 assignment için de, yarına kadar gün verdi. kalacaksam bile onurumla kalayım. test çok kötü geçmedi. çok daha iyi…

tüm hafta.

tüm hafta, deli gibi çalıştım. sadece kendimi işimi değil, geriden gelen infant 2’yi de toparladım. gerizekalılar beceremediler ve ilk haftadan ayrıldılar. bana sordu çalışma arkadaşım yeniden. valla benim yeni düzen çok iyi, hem bree ile çok mutluyum, oradaki bebekler de tatlı, hem de tüm sınıflara eşit ölçüde giriyorum ve kendimi yetiştiyorum. infant 2’yi girişte ve…

you’re a gem.

az önce, bugün günlerden ne ya diye düşündüm. öyle haberim yok günlerden, ne yaptığımdan, ne yapacağımdan. tüm dikkatimi okula veriyorum ama işten çıkınca, 5 duyumu birden kaybediyorum sanki. beklediğim gibi çok hastalandım ama bebeklerin ve çocukların sevgisi, sürekli unutturdu hasta olduğumu. akşam eve gelince çıkıyor acısı. geçen hafta, çok üzülmüştüm. çalışma arkadaşım, beni satmıştı. kendi…

happy st. patrick’s day! – chicago

2 yıllık, berbat bir pandemi sürecinden sonra, hayatın, normale dönmeye başladığı festivaldi paddy’s. çok mutlu olmak için gitmiştim, çok mutlu da oldum. hayatım boyunca daha çok güldüğüm bir festival hatırlamıyorum. önce, çok basit başladı. guinness’in bir iki bot geçti, dedim bu mudur, hep filtre atmış adiler. bir aksaklık olmuş sanırım. 10-15 dakika içinde, art arda…

stab childheart in the back.

bugün, sanki eşimle boşanmak istemiş, çocuklar için kalmaya razı olmuştum. tek cümlede böyle anlatırım yaşadıklarımı. ne tuhaf ya. bir kerede şunu yaşamasam. birini en başta hiç sevmem ama bir süre sonra, onsuz yapamam. şu anki okul direktörüm ile böyle olduk. aslında hiç kötü bir şey yaşamadık, bana o zamanlar da en nazik, en yardımcı olan…

cheating on my diet.

kutlama yapıp, pasta yemek ile geçiyor bugünlerim. dün de eşimin kardeşinin doğum gününü kutladık. annesi, abi kardeşe aynı pastayı yaptırıyor. bu sene benimki de böyle olsun bari. biraz daha büyüğü olsun sadece. iş yerinden arkadaşlarımı, bahçeme çağırmayı düşünüyorum bu sefer. keşke cuma çalışmasaymışım ama onur sözü verdim arkadaşıma, onu yalnız bırakmayacağıma dair. şikago’ya gitmem gerekiyor…

dyeing.

geçen hafta, polonyalıların haftası idi. bol bol paczki yedik. bu aslında katolik bir gün. lent başlama devresinin habercisi olarak satışa sunuluyor. şimdi ise sırada, st. patricks day var. ABD’ye geldiğimden beri, virüsle uğraşmaktan ve korkmaktan, hiçbir şey yaşamayamadım, böyle uluslararası şanslarım varken. burası herkesin yurdu. burada bulacağınız şeyler hiç bitmez. pastamız alındı: ve ben bu…

two kingdoms of god.

yurtdışında yaşamaya başladığınızda, aklınıza ilk gelen, terk ettiğiniz yerde, özleyeceğiniz ve gittiğiniz yerde, bulamayacağınız şeyler, olur. yerine hiçbir şey konmaz sanırsınız bazı şeyleri, 2-3 yılda eser kalmaz bu düşüncenizden, aradığınız her şeyi ama her şeyi bulur, eski düzeninizi, yenisi ile birleştirip, çok daha iyi bir hayata sahip olursunuz. gerçekten güzel bir hayatım var. biraz daha…

february.

şubat ayı geçti gitti. ne yazık ki, tarih olarak 30 ocak’ta kaldım. sonrasını rüyamda gördüm sanki. aşırı ek sakinleştirici sonrası, koca bir ay daha, oynanmamış sürelere eklendi. hiçbir fikrim yok, ne yaşadığıma, ne hissettiğime dair. mutlaka bir şeyler bulmalıyım, telafi etmeye dair diyordum, bu sabah kendime. olan iyi şeylerin sıralaması: profesörümün, her şey alta giderken,…

gücenme.

spring break sayesinde, bol bol uyuyarak dinlediğim bir hafta sonu oluyor. kendi kalemde de uyuyorum. bazen o da geliyor. konuşuyor benimle. sana bir keresinde, en değerlim olduğunu söylemiştim, ayrıca ne yaptıysam, senin iyiliğin için yaptım, bana ihtiyacın vardı, şimdi gücenme, diyordu dün gece. doğruldum. taş yok mu taş diye, uyuduğum yerden kalktım. vıcık vıcık bir…

çantamı alıp, çıkasım var.

doktorumla, video görüşmem vardı bugün. artık kendi hayallerini kurmanın sırası geldi dedi, seansımızda. benim de aklıma çok tuhaf şekilde, iki şey geldi: dünya turuna çıkmak ve birleşik krallık’ta, sosyal bir projede çalışmak. insan, benim bir gibi durumdaysa, ya ölmek istiyor ya da, çantasını alıp, basıp gidesi geliyor… nasıl olsa, geleceğe dair, tüm hayallerim başıma yıkıldı….

sackboy günü.

becca, haftasonları onun gözünün önünde olmamı istiyor, ben de hep bir yolunu bulup, kaçıyorum. dün onlarda kalmama rağmen, bugün, evde video oyunu oynayacağım diye kaçtım. akşam gelip alacağım, diye bıraktı sabah eve. eşim ile çok kötü tartıştılar, ben geçtiğimiz pazartesi, okula arabayla gidince. arabamı da aldı elimden. o kullanıyor şu an. kendisininkini de benim garajıma…

ne çok harfe basmak gerekiyor böyle?

şu an, duş bile almadan yatacağım çünkü çok uykum var. yemeği pas geçiyorum sanırım, yine. sadece uyanıyorum, işe gidiyorum, geliyorum tekrar uyuyorum. çok erken yatıyorum artık. başka türlü klonopin’in tear off’unu sağlayamam. geceleri 2 mg çıktı yeniden. sadece pazar günü, yarım deneyeyim dedim. pazar gecesi ve pazartesi günü, ciddi ciddi intihar etmeye karar verdim. kimse…

teacher in service day.

dünden beri, kendimi çok kötü hissediyordum. hem ilaç dozumu azaltmıştım, hem de geçen sene yaşadığım travmanın, tüm zor anları, yıldönümünde, zihnimde canlandı. onarılmamış bir yara bu. ne yazık ki, bu da hep kanayacak. çok zor birgündü dün ve bu sabah. önce araba kullanmakta başarısız oldum. kaza yapmadım ama yapmamam, tamamen şanstı. allah korudu daha doğrusu….

twiggy.

en son yazacağımı, en baştan yazayım. hiçbir şekilde, adil değildi. sincap, gerçekten istemiyordu ama heyecandan kalbim öyle atıyordu ki, bencilliğime yenik düştüm, bir de oturduğum yerden kalkıp, gitmek kolay bir şey değildi, onca insan varken. televizyon da çekiyordu. hayvan, sudan da, kameralardan da ürküyordu. dün kaçmış, zaten. 1 saat, gösteri merkezinde, elemanın peşinden koşmuşlar. adam,…

happy birthday dad.

bugün, uzun zamandan sonra, ilk defa içinde heyecan ve yaşama isteği olan biri olarak uyandım. iki sebebi var, babam, çok daha iyi doğum gününde, ben de, grand rapids’e, ünlü su kayakçısı sincap twiggy’nin geldiğini öğrendim. sevincimden aklımı yitirmezsem, video ve fotoğraflarını çekeceğim bugün gösteri merkezine gidip. hiçbir şey yapmadan da izleyebilirim ya da sincabı üzgün…

my love.

bugün, kreşte, sevgililer günüydü. ben de en yakışır şekilde, çikolatamı ve gülümü alıp, direktörüme hoşçakal demeye gittim. kreşin kapısından içeri bir girişim var my love diye, hep birlikte, gülmekten yerlere yattılar. tüm ofisi, çiçeklerle, çikolatalarla ve notlarla dolmuş becky’nin. sadece ben de değil, kreşte bugün olmayan çocuklar ve bebekler de teşekkür için gelmiş. kreş doluydu….

becky.

tüm kabuslarımın doğru çıkışı, hayatımdaki en sevdiğim kişinin, benim için ölmesi, babamın covid kapması, direktörümün işten atılması, hah unutmuşum: snowboard kariyerimin bitişi. tüm bunlara, sadece uyurken aldığım ağrı kesici ve sakinleştirici ile dayanmaya çalışmam, yetmemesi ve tüm gün ağlamam… işte bu benim şubat ayım. bugün annem ile tartışıyordum bir de. 15 gün önce ona western…

1992.

güçlü ağrı kesici almadığım için mi bilmiyorum, bugün hiç kolay geçmedi benim için. çok sağlam bir ağrım var. ağrı kesici aldı mı gözümü açamıyorum. alacaksam bile uzun uykular uyuyabileceğim zamanlarda almalıyım. yarın dersten sonra, güzel bir gün. salı iş gününe de hazırlar beni. essay’imi yazdım ama geride bıraktığım 1 aylık sürede, istediklerimi başaramamış görünüyorum okul…