Sky Bridge.

Cadılar Bayramı geldi, bahçeleri hayaletler bastı. Benim çok az süsüm var çünkü benim için, sadece Noel önemli. Dinleniyorum sadece. Çoğu zaman da Klonopin alıyorum. 30 Aralık’a kadar, istediğin kadar yat hatta hastaneye geri dön diyor annem. Hayatımı sonlandırmaya meyilliyim. Bilmiyorum, akıl hastanesi, geçici bir çözüm sadece. Hem sevmediğim son hastane ziyaretim, bende şiddetli travmaya sebep…

Playstation.

Şans bu ya. En sevdiğim ve en sevildiğim kreşten ayrılmak zorunda kaldım. Bir de motivasyon mesajları alıyorum hala onlardan. Üzülüyorum ve eziliyor, mahcup oluyorum. Beni, birkaç haftadır tanıyan yeni direktör bile, bu kreş için ne kadar değerli olduğumu, depresyonumu yendiğimde tekrar dönebileceğimi yazmış. 1 yıl felan çalışmayı düşünmüyorum. Noel’den sonra da Türkiye’ye geliyorum. Ailem, yanlarında…

Quit.

Son günlerde, sağlık durumum biraz ağırlaştı. Bu sabah, işi bırakmak zorunda kaldım. Tek adım daha atacak gücüm kalmadı. Bir an önce ailemin yanına dönmeliyim. Yoksa bu sefer öleceğim. 1-2 yıldır, çok kötü zaman geçiriyorum ve pek gücüm kalmadı. Çok üzgünüm de diğer yandan. Çalıştığım şirketi çok seviyordum. Onlar da beni seviyor, bu sevgiyi hep hissettiriyorlardı…

Bir Gemi Kalktı, Dönmeyecek. Martılar Sevmez Boş Limanı.

Kucağımda uzanmış uyuyordu Küçük Panda. Öyle sevimli uzanmıştı ki, uyanır diye hakaret edemiyordum. Panda çıktı birden bire, ne oldu, uyuyacak bir yerin kalmadı galiba, artık ben uzanıyorum kucağa, dedi. Uyusun şuna bak rüya gibi, çok güzel… Daha güzeldim yani, dedi. Konu güzellik değil, hedef şaşırtma yapma, konu senden gerçek hayatta hiç haberim olmaması, nerede ne…

Nothing to Do.

Bence ileriki rüyalarda, Panda’nın çok daha üzüleceğini ve duygusal olarak dışlanacağını okuyacağız. Gerçek hayatta, 40 yaşındaki halini gerçekten tanımazken, bir de gidip görmeye kalktım ve reddedildim. Panda ile gerçek hayattaki, son ümit tükendi. Kalbim sonsuza dek, aynı acıyla kırılacak gibi. Elimden de bir şey gelmez. Bu yıl çok tuhaf bir yıl. Olmadı dediğim bir yıl….

Her.

Yazı bitirmeden, mutlaka gölde yüzmeliydim sanki. Acısını suya bırakan patlıcan gibiyimdir bazen. Su iyi gelir renginden bağımsız. Sonunda döndüm Oyuncak Krallık’a. Hastaneden sonra, her şeyi kaybetmiş gibiydim. Bleyki’ye bile küsmüştüm düşlerimde. Hikayemize, her şeye. Hala iki kişiler Oyuncak Krallık’ta, Büyük Panda 30 diğeri Küçük Panda ise 20 yaşında. 30 ile konuşmuyoruz artık. 20 yaşında olana…

Ama Güzel…

Sonunda uyandım Oyuncak Krallık’ta. Onun gençlik halinin yanında uyuyor, yüzünü ısırıyordum kedi gibi. Öyle masum ve güzel uyuyordu ki, kendimi çekerken uyanır diye korktum. Sonra büyük hali geldi ve uyandı onun sesine. Çok kızgındı büyük, genç haline çabuk uza buradan diye kızdı uyandırarak. Kendine mi kızıyorsun diye sordum. Evet dedi, çok kızıyorum… Dün uyumadan, onu…

RIP.

Güne genç bir insanın ölümü ile başladım. En sevdiğim arkadaşlarımdan biri olan Faustina’mın, büyük kızı ölmüş. En komik yıllarımı, bu arkadaşım ve kızlarıyla geçirmişimdir. O zamanlar, sürekli kiliseye giderdim, Faustinamla. Beni ona emanet etmişlerdi. Çok aynıydık büyük kızıyla. İkimizin de ilaç ve alkol problemi vardı. Kalp krizi geçirmiş. Bana ibret olsun… Beraber içtiğimiz bir geceden…

Addams.

Kendimi toparlayamıyorum. Bu sefer olmuyor. Çok kötüyüm. Ölüm ile yaşam arasında bedenim ruhumu terk etmiş, sabah uyandığında bedenime döndüğümde, kendimi yadırgıyorum sanki. Böyle de The Addams Family, filmindeki diyaloglar gibi oldu. Hastanede en son bu filmi izledik, malum halloween yakın. Bir daha hastaneye yatmam umarım. Korku filmi gibi geçti son 1 yıl. Şimdi de, en…

SouthRidge.

Sonra ne mi oldu. İçtiklerim, yakın çevremce pek hoş karşılandı, çok mutlu oldular ve ödül olarak beni hastaneye yatırdılar! Kızdılar yani. Ne olduğunu, nasıl hastaneye ulaştığımı bilmiyorum ama gözümü, daha önce olmadığım bir akıl hastanesinde açtım. Ne çok akıl hastanesi varmış burada meğer. İlk gün, doktorumla çok ateşli bir tartışma yaşadığımı, kaçmaya değil ama kapının…

South Haven.

Sahilde yürüdüm. Hala yaz Michigan. Sanırım kusacağım ama aldığım içecekleri ziyan etmek istemiyorum. Yaşadığım yer kötü değil benim, sıkıcı da değil aslında. Sadece yatağımdan ayrılamıyorum ve o kadar uykum oluyor ki. Michigan, en azından Zonguldak’tan daha güzel. Ya ömrümü ailemin yanına geçirseydim… İçmek bana iyi gelmiyor, her kadehte daha çok üzülüyorum. O mailin her kelimesini…

Hope.

Dün gün batarken, yanımdan geçen aracın fotoğrafını çektiğim an, yazın dün gece bitmemesine karar verdim. Birden çok güzel göründü gözüme. Sanırım bugün biraz yol katedip, güzel bir sahilde biraz zaman geçireceğim. Aslında tam üzerinde kitap okuyup, uykuya dalmalık bir yatak hazırladım kendime, duş aldım, kremlendim, burada da zaman güzel geçer birgün. Ruhen, uyumak isteyen ve…