Masallarda, küçük kendi halinde yeşil bir ülke varmış diye bahsedilen yerler gibidir Romanya. Mütevazi bir şekilde, sevimli, kendi halinde, doğayla ve taşrası ile barışık, pırıl pırıl bir ülkedir. Benim bir hikayem varsa, o hikayem burada başlamıştır. Ne kadar gidersen git, sonunda en başa dönersin, diye derler ya, 2009 yılıma döndüm, bugün uçağım Cluj Napoca şehrine inerken. O heyecanı, bir daha hissettim. Muzur arkadaşım, Mathieu geldi karşılamaya. Biz beraber çok fena kudururuz. İki hiperaktif çocuk, yıkarız ortalığı, ikimiz de hobi olarak, bir yerlerden düşüp, kemiklerimizi kırarız. Çok iyi geldi, yıllar sonra onu görmek. Evinde bir kaç saat uyuduktan sonra, dışarı çıktık ve Macar köyüne gittik, bu yeni keşfettiği bir yermiş. Macarca, Torocko Erdely veya Romence, Rimetea olarak geçiyor. Çok sevdim. Çok eğlendik gezerken.




Bir de vadiye doğru salıncağa binişim oldu. Havalara uçtum resmen. İşte böyle kırılıyor bir yerlerimiz:
Yeniden burada olmak çok güzel.
Şimdi ise, odama çekildim, uykuya hazırlanıyorum. Kaldığım otel, yeni yapılmış sanırım. Öyle güzel yeni mobilya kokuyor ki, bayılırım.

Yıllar sonra, sarılarak karşılamış gibi beni Romanya. İyi ki gelmişim. Birkaç gün, Cuma gününü düşünmeden tadını çıkaracağım.
Sophie