Turuncu tüylerime ölsünler benim. Az kaldı, yakın zamanda böyleyim. Sarmanım ben. Yani dışarıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama kendi psikiyatristim, psikoterapistim, Oyuncak Krallık’ı, beynimde yarattığımı, özlediğim şeylerle doldurduğumu, rüyalarımı yönetebildiğimi bunun böyle kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. Benim içinse biraz farklı çünkü öyle gerçek çıkan diyaloglar ve hayatımda yansımaları var ki bu karakterlerin, rüya dediğim hayattan daha gerçek gibi. Panda, Sarman, Lucas, Blake, William…
Bunların hepsinin hayatımda bir karşılığı var. Hem gerçek hem değil diyebilirim.
Orada Sarman ve Panda’ya dönmek, tamamen küsüşlerden sonra oldu. Çok küsüştük gerçek hallerimizle. Bedenlerimiz birbirine küstü. Ben hiç gitmediysem 1000 kere gittim, aslında şimdi de gidesim var ama ne kadar kaçsam, o kadar yakalanıyorum, bunaldım kaçmaktan. Kalayım bari. O gelsin bulsun madem beni, ben üzülen şehre ondan izinsiz gelmeyeyim…
Eve erken geldim. Sanırım iş yerinde Shutdown’a gidiyoruz. Bugün hem direktör hem de öğretmenlerden biri daha istifa etti. Kreşin kurşunlanmasından sonra, herkes birer birer kaçtı özetle. Bir süredir, zaten az kişi ile idare ediyor, mucizeler yaratıyorduk. 2 kişi daha gitti. LeAnne bakalım ne diyecek. Onun mailini bekliyorum şu an. Aslında şöyle 1 hafta kapansak da, annemler gelmeden evi toparlasam. O sırada öğretmen bulurlar.
Annemin gelenekleri ile evlendim, onunkiler ile boşanıyorum. Bu konuda şikayetçi olsam da üzgün değilim, onun başardıklarını başaramazdım, bu boşanma süreci benim mahvolmamla biterdi. İnsanın annesi olacak, başka bir şeye ihtiyacı yok. Bir de ilaçlardan çekmek istiyor beni. Yıllarca kullandığım ilaçları kesersem, iyileşeceğime inanıyor. Kalbimle ilgili bir tedavi göreceğim ilk. Sonra ne kadar ilaç varsa bırakmamı istiyor.
Tehlike çanları uzun süredir çalıyordu. Psikolojim de iyice bozulunca, akıl hastanesinin son bir yılda, bir bireyi haline gelince, hepten yıkıldı köprüler. Annem eşimin bana iyi bakamadığına emin. Bu haksızlık aslında ama çok şey var eşimle de ilgili.
Biz buralara 1 günde gelmedik…
Sophie