Her şey fazlasıyla yolunda. Şu an itibarı ile işi bırakıp, emekliliğimi ilan edip, kalan hayatım boyunca dünyayı gezebilirim. Tüm şartları sağladım bunun için. Tabii ki böyle yapmayacağım, hiç çalışmamak ruhen beni mahvettiği için, yine part time yine devam ederim mesleğime. Seviyorum kreş ortamını. Sadece birkaç yıl, kendime bakmak için zaman ayırmam çok iyi olacak. Annem bir süreliğine Türkiye’de kalmamı istiyor. Başkası bakıyor bana. 42 yaşındayım, çok üzücü.
South Park vardır, belki lise dönemlerinde CNBC-e denk gelmişinizdir. Ben ilk defa 2001’de 17 yaşımda izlemiştim, hala devam ediyor bu dizi, akıl hastanesinde kalırken, gece gündüz onları izliyordum. Acaba 17 yaşımdaki halim, eğer o an geleceğimi düşünse, bugünleri hayal edebilir miydi, Amerika’da yaşayacağımı, maddiyata da kariyere de doyacağımı, bir de özellikle akıl hastanesi kısmına ne derdi. Sanırım yaşadığım hayatı düşününce, akıl sorunlarına rağmen, hiç düşünmeden kabul eder, hakkında çok iyi hissederdi.
Bir de bilse ki, bir de dünyanın en özel iletişimine sahip olacak. Değeri ölçülemeyecek kadar güzel ve çoğu zaman yüz güldüren. Ağlattığı zamanlar da var ama hadi olsun o kadar da.
Haziran’ın 20’sine kadar nasıl dayanırım bilmiyorum. Sınıfın orta yerine uzanıp, ben bittim diyesim var. Brooke gittikten sonra, sınıf iyice sessiz sakin, sıkıcı olmaya başladı. Ne eğlenceli bebekti. Hepimizin yüzünü güldürüyormuş meğer. Bir yaşına en güzel o bastı sanki.

Cici bebeğim…
16 gün kaldı, dayan Sophie, sonra mavilikler, turkuazlar.
Sophie