What’s Up.

Şehre barış gelince, kalp hızım da arttı. İki gün önce, öleceğimi hissettim yine. Geçti şimdi, öğleden sonra MR’a girebileceğim böylelikle. Travma geçirenlerin, cerrahi veya görüntüleme uygulamasında, sıkıntılar oluyor. En başında uyumuyorlar, bu yüzden ilk çekim başarısız oldu. Bir de evde olduğum sakinleştiricilere var, emin olmamakla birlikte 2-3 ilacın karışımı. Sadece birini biliyorum o da hızlı etki ettiği için Lorazepam. Şimdi tamamen “Go Under” olacağım çünkü çekim uzun. Sonra hiçbir sağlık sıkıntım olmayacak umarım. Haziran’ın 20’sine kadar çalışıp, 2 aylık iznime çıkacağım. Anneme söz verdim. Bu kalbin yavaşlaması, hepsini strese sokuyor. Saatimden bildirimler gidiyor onlara. Turkuaz suları hak etmek istiyorum.

Aslında biraz sıkıntılı bugünlerde iş yerim. Yeni gelen direktör, dün akşam toplantı da sevenleri üzdü. Cep telefonu ve telsizdeki ciddi olmayan konuşmaları yasakladı. Bebeklerin fotoğrafları iPad ile çekilecek. Ütü kalitesinde gidecek ailelere yani. Sabahları eğlence olsun diye, Walkie Talkie kullanıp, birbirimiz ardına, Whats Aaaaaaaap (Wazzup) diye bağırıyorduk. Çocuklar da tekrarlıyordu. Bu Scream filminden gerizekalı bir sahne ama takım gibi hissettiriyordu. Aptalca bulmuş. Zaten öyleydi ama sabah pozitif enerjiydi. Yani kreş burası, ciddi ne olabilir ki. Takımın morali bozuldu bu yeni direktörün kuralları ile. Devamlılığa puan sistemi getirdi ki, bir kaç kişi, ben bırakırım bu kreşi, dedi. Ben bırakmam, benim ekip çok iyi.

Crew:

Puan sistemine en başta ben uyamam. Hastalık durumunda 1 puan yiyorsun. Yıl içinde toplam 12’de kovuluyorsun. Gerçi çalışan azlığı yüzünden, kovulanı daha görmedim ama can sıkıcı ya.

Dün gece beraberdik Panda ile. Öyle uzun zaman olmuştu ki kalenin kalbinde yatmayalı. O da iyi olmamı istiyordu. İyi olmamı o da istiyor. Dünyanın en büyülü iletişimlerinden biri bize aitti, bunu tekrarlıyordu ve bunu ailemle paylaşmamı istemiyordu. Ailemle hiçbir şey paylaşmamı istemiyordu. Paylaşmıyordum zaten, psikiyatri notlarımı okuyorlardı. Onlar da konuşmayı sevmiyor. Ben de en ufak bahsetmeyeceğim artık.

Bir önceki gece ise kavga etmiştik. Gidiyordu uzaklara. Neye kızdığını yazamam ama gururunu da al git diye ben çıkışmıştım. Gidiyordu. Sonra beklenmedik bir şey oldu ve dönüp sarıldı.

Hep sarılsın ne olur…

Sophie

Yorum bırakın