Ignore.

Sabahın 2’si ve ayaktayım. Eşim, tornado uyarısı nedeni ile alt kata indirdi bizi. Yani hafif bir şimşek çaktı, kapının önündeki süs sallanıp, ses yaptı, biraz da yağmur! Ya sen beni niye uyandırıyorsun bunlar için! Belki ben Gök Tanrı’ya inanıyorum. Sabah işe gideceğim, başka ilaç da alamam. Kaldım gecenin ortasında.

Kötü bir şey oldu. İnsanların kötü olmaları sorun değil de, evimde bakıcım varken, kalkıp çocuklara bakmaya gidiyorum, sabahın 5’inde uyanıyorum. Bir kazancı var evet ama para için, yapamazsınız bu işi. Sabahları, herkesin toplandığı sınıfı açıyorum. Kendi sınıfım değil. Adamın biri var, bir keresinde çocuğuyla geldiğinde, bez değiştiriyordum bakamadım. Dün geldi, beni görünce, çocuğumu karşılasana dedi ki ben şirinlik yapmak üzereydim zaten. Eli kolu kalktı adamın, tuhaf tuhaf hareketler yaptı. Hiçbir neden yokken yapıyor bunu. Zaten direktör değiştirmişiz, herkes üzgün. En çok da ben çünkü en iyi bana davranıyordu. Bu adam için, çok küfürlü konuşmuştu. Ben de bir şeyler söyledim içimden açıkçası.

Nabzım düşse, ambulansla gece hastaneye kaldırılacağım. Bir de epileptik sıkıntım var. Aptalım çünkü hala iyi şeylere inanıyorum bu dünyada. Ben yapmam, çocuğunu da çok seviyorum ama ne cesaret. Öğretmen sırf bu adam yüzünden, çocuğa mesafe koyabilir. Ignore deniyor buna. Öğretmen çocuğun gözlerine bakmıyor, sıradan bir eşya gibi davranıyor. Şiddete kötü söze hiç gerek bile yok, bu çocuk için verilebilecek en büyük ceza. Arkadaşlarını görüp üzülüyor.

Ben yapmam ama aynı şekilde, diğer kızlara da davranıyorsa, o çocuk daha çok ağlar. Her yerde şiddete hayır. Sözlü veya gizli. Hepsine. Normalde sallamazdım bu adamı ama şu an evden güç alarak işe gelmeye çalışıyorum. Geceleri sakinleştirici oluyorum, sevdiğim insana bir şey olacak mı korkusu, anneme kadar gitmiş durumda. Ben daha gök gürültüsüne tahammül edemiyorum. Millete bomba yağıyor. İnsanların ciddi sorunları var bu dünyada.

Neymiş, çocuğu öyle her zaman kucaklanamazmış. Ney! Ne yapılmazmış? Burası kreş ya! İlkokul değil ki. Çok istersen 1,5 yaşındaki çocuğunu okul öncesi sınıfa koyalım, günde 3-4 kere dayak yesin kucak yerine. Ben bir de Infant öğretmeniyim. Bebeklerle bazen yüz yüzeyim, yüzündeki tüm sıvılar, bana bulaşıyor. Bazen, bezlerinden taşıyor dışkıları, çocuğu komple yıkıyorum. Bir insanın dışkısını görsem, iğrenirim ama onlarınki normal geliyor, yaptığımız iş kutsal demiyorum ama en azından ne güzel bu işle uğraşanlar var, yoksa eşin çalışamayacak.

Geçmişimde, yediğim kazıklar da geliyor aklıma. Aileler ile nasıl yakın oluşum ve nasıl trajik bittiği. Hepsi aklımda. Artık eskisi gibi değilim çocuklara ve velilere. O hislerim, daha profesyonele dönüştü ama bu halde bile hala canım yanabiliyor. Seviyorum çünkü…

Bu minik adam mesela, dün tüm gün üzerime yapıştı. Kendi bakıcım yerine bunu tercih ederdim. Bu arada tek bir bakıcım yok, her gün değişiyor. Yedirmek, yatırmak, sabaha kadar veri toplamak görevleri. Sabah doktor yorumluyor. Moralim bozuk olduğunda, nabzım çok düşüyor. Bakıcı gelmeden 1 gün önce, kendime Nutella’lı ekmek yapıyordum. Düşeceğimi anladım, tezgaha yapıştım, eşimin babası tesadüfen evdeydi, yardım eder misin, elimde kesici alet var, düşmek üzereyim, dedim. O arkadan tutunca, kendimi bıraktım. Birkaç dakika sürdü kendime gelmem.

Yaza kadar bir iyileşsem…

Sophie

Yorum bırakın