10th of July.

5 gündür, hemşire duş aldırmasın diye yataktan çıkmadım. Zaten uyanmak istemedim, ameliyat çok ağrılı geçti. Çıktım ameliyattan, ayılma odasında, 4 tane farklı ağrı kesici vurdular, hala yetmedi eve ağrı kesicilerle geldim, onlar da sadece uyumama yardım etti. Burun kemiğini kırmak ayrı bir dert, yerine oturtulması ayrı bir dertti. Nihayet ağrı kesicileri azalttık, zaten bugüne kadar…

Aşk Değildi, Aşka Benziyordu.

Aşk değildi, aşka benziyordu, arkadaşlık değildi, arkadaşlığa da benziyordu… İşte böyleydi bir ilişkinin yapılmış en güzel tanımı. Bu bizdik, bunun dışında yaşadığımız hayatları da taşıyabiliyordu bu durum. Ta ki bir kavgaya kadar. Bu kavga ikimizin arasında olmadı. Kazanılmış sanılan yerini mağlubiyete bırakınca, boşanma süreci de başlamış oldu. Hep aynı şeyleri konuşmaktan, boğulmuş gibi hissediyorum. 1…

Ignore.

Sabahın 2’si ve ayaktayım. Eşim, tornado uyarısı nedeni ile alt kata indirdi bizi. Yani hafif bir şimşek çaktı, kapının önündeki süs sallanıp, ses yaptı, biraz da yağmur! Ya sen beni niye uyandırıyorsun bunlar için! Belki ben Gök Tanrı’ya inanıyorum. Sabah işe gideceğim, başka ilaç da alamam. Kaldım gecenin ortasında. Kötü bir şey oldu. İnsanların kötü…

Send Cookie Back Right Now!

Bir iş nasıl başlarsa, öyle gidiyor. Daha ilk gün, evlendiğimiz, evimize geçtiğimiz ilk gün, düğün fotoğrafları gelmişti ve biri tahtaya basılmıştı. Sarıldığımızı hatırlıyorum koltukta. Sonra birimiz çarptı sehpaya ve o tahta, yere düştü. Bir tahta nasıl tam ortadan ayrılabilir, ikimizi ayırdı kırıldığı gibi. İki parçaya düştük. Hata yaptınız, birinin ahı var, dermiş gibi. O zaman…

Better.

Hastane sonrası daha iyiyim. Hastaneye gittim çünkü çok sıvı kaybettim. Artık iyi olacağım. Terapistim, bunu tüm organlarına söyle, kendinle konuş, diyor. Öyle yapacağım. Sıkıntıyı bulduk. Perşembe akşamı Türk restoranına gitmiştim ama asıl olay Cuma akşamı yenilen balıkta. Paskalya zamanı, cuma günleri balık yenir. Kilise pişirir bunları. Ondan zehirlendiğimi düşündü acil servistekiler. Perşembe günü, yediğim kebap…

Merry Christmas!

Küslükler yok bugün. Noel arifesinde olmaz. Yorgun ama huzurluyum. Uzun zaman olmuştu küçük yolculuklara atmayalı kendimi… Pazar gününden beri yorgunum. O gün, Michigan’da en çok sevdiğim yere yolculuk yaptım. Frankenmuth. Her zamanki gibi, Noel’de çıldırmıştı küçük kasaba. Gider gitmez, geleneksel Noel yemeğimizi yedik Zehnder Restoranında. Burada $100’a nerdeyse kasabayı yersiniz. Sürekli yemek gelir masaya. Mideniz…

Puzzle.

Puzzle’a başladım. Kendimi mi birleştiriyorum yoksa puzzle parçalarını, belli değil. Öyle çok kendimle konuşuyorum ki bunu yaparken. Eve geldiğimden beri, gerçeklerle yüzleşmek, çok kolay değil. Meğer ben kimseyi, dünyalar kadar sevmemişim, üzüldüğümde normal insanların kolayca atlatabildiği şeylere bu yüzden uzun zaman ağlamışım ama bunu ne yaparsam yapayım, değiştiremezmişim, yardım edemezmişim. Gerçek ve gerçek olmayanın, tam…