Sonra ne mi oldu. İçtiklerim, yakın çevremce pek hoş karşılandı, çok mutlu oldular ve ödül olarak beni hastaneye yatırdılar! Kızdılar yani. Ne olduğunu, nasıl hastaneye ulaştığımı bilmiyorum ama gözümü, daha önce olmadığım bir akıl hastanesinde açtım. Ne çok akıl hastanesi varmış burada meğer. İlk gün, doktorumla çok ateşli bir tartışma yaşadığımı, kaçmaya değil ama kapının önünde bekleyip, nasıl olsa açılacak ve çıkacağım diye direndiğimi söylediler. Sonrası zaten varla yok arası. Ne vurdular bilmiyorum ama kolum hala acıyor. Kola enjekte edilmiş. Aslında bu ilaçla terbiye olmasa, kreşten hiçbir farkı yok ama bu ilaç olayı kötü işte. Suriye’li, sadece bilgisayardan konuşan, tanrı kompleksli götün tekiydi doktorum. Bende kalıcı hasar bıraktı bence. İlaç denemesi yaptı üzerimde.
İşimi tuhaf bir şekilde kaybetmedim ama iş kendini kaybediyor zaten. Ne kreşmiş arkadaş. Kreşe yönelik soruşturma açıldı cinsel abuse’dan dolayı. Kreşi polis koruyor şu an. Sinirli aileler, hınçlarını öğretmenlerden çıkarmak için geliyor. Biz ne yaptıysak? Yani bu durumu bilip, işimizi kaybetmemek için sakladığımız düşünülüyor. Mümkün mü öyle bir şey? Yani UBER ile gideceğim işe, sinirlenip benim arabayı parçalamasınlar. Ben de konu açılınca kötü oluyorum, böyle bir şeyin gerçek olduğunu bile kabul edebilmem zorken bir de bunları yeniden yeniden duyuyorum.
Telefonum patlamış. Sadece kreşten 3 arkadaşım, peş peşe iyi miyim mesajları yollamış. Leanne hiç bırakmadı, hastanedeyken direktörümle birlikte sürekli Marshall’ı aradılar.
Son yatışım olur umarım. Sonrasında toparlamak zor oluyor. Aradığım hiçbir şeyi bulamıyorum şu an. Benim bizim ev hakkında bir teorim var zaten, ihtiyacım olan şeyleri, en olmayacak yerlere saklıyor bu ev, bence. Hiç bulamadığımız şeyler de çıkıyor arada.
Yazmak 1 numaralı coping skill. Daha çok yazmak dileğiyle. Hiç içimden gelmiyor ama…
Sophie