New York’a öğle saatlerinde inmeme rağmen, evden çıkmadım. Kaç kere geldiğimi hatırlamıyorum ama New York, ne kadar gelirseniz gelin, yeniden heyecan verici bir şeyle, karşılaştırır sizi. Hafta içi çok yorulmuşum, bir güzel uyudum dışarı çıkmak yerine. Kalktığımda, Henry’nin annesi mesaj atmış, seni şimdiden özledik diye. Ya beni gerçekten seven insanlar var sanırım kreşte. Seviliyorum. Bunu okuyan tuhaf bulabilir ama geçen sene bu zamanlarda, psikiyatri ünitesinden kovuldum ben. O an, beni, kimse, bir daha sevmeyecek gibi gelmişti.
Her yerden kovulursun anlarım da, psikiyatri ünitesinden atıldım ya…
Annemleri bekliyorum. Gece gelecekler. Uçak sağ olsun rötar yaptı. O da gergin, eşimin dün yaptığı jeste şaşırdı. Çekişmeli boşanıyorduk, birden barış geldi. Ben yine de onu boşanmak için ikna edeceğim ama bir söz söyledi, dün, çok kanıma dokundu: O yoktu ben dünyamızı kurarken, o dönemi benimle atlattın, yoksa acısına katlanamazdın, dedi. Ağladım sadece. Keşke bir şansım olsa da, genç halime gidip, yapma bunu, üzülme, terkettiğini sandığın şey, aslında seni terketmedi, desem.
Terketti de, bir kısmı kaldı demeliyim belki de. Bir terk ediliş, ne olursa olsun var.
İşe ve insana alıştım, bakalım nasıl geçecek 2 ay tatil. Dün havalara uçuyordum, bugün ise biraz daha sakinim. Henry’nin annesinden mesaj alınca, bir tuhaf oldum.
Sophie
İyi dinlen keyifli tatiller olsun.
BeğenLiked by 1 kişi
Sana da iyi tatiller. 😎
BeğenLiked by 1 kişi