Harika bir bahar günü Şikago’da ama aradığım huzur çok uzaklarda.

Bizim kreşe yine sıkmışlar komik tabiri ile. Yine sokak üyeleri arasında silahlı kavga olmuş. Tam da konsolosluğa geldiğim an öğrendim. Konsolosluk 29. katta. Birden asansörle çıkınca, midem bulandı, bayılacak gibi oldum. 4 saatte bir Norco alıyorum ağrı kesici olarak, o da mide bulandırıyor. Yere düştüm düşücem. Elimde telefon, kreşteki olayla ilgili, asistanıma ulaşmaya çalışıyorum bir yandan, diğer yandan elimde vekâlet belgeleri. Bir de konsolosluk, şiddet gördüğümü ve bu yüzden boşandığımı düşünmez mi! Vekâlet belgesi yerine 30 dakika, nasihat dinledim evliliğe dair. Ben kaza dedikçe anlattılar. Ya kaza, aracımı vurdum, burnum kırıldı ondan morluklarım var diyorum, hala ailenle iletişime geçebilir, paran yoksa seni eve gönderebiliriz diyorlar.
Çıldıracaktım bir yerde artık. Ya da tamam lan dayak yedim, bırakın beni, vekâletimi verin de bari, dava açabileyim diyecektim.
İşim bitince, asistanım sonunda döndü, kreşin sokağında kavga çıkmış, silahlar konuşmuş yine, işi bırakıyormuş, çok korkmuş.
Ya ameliyat olacağım haftaya! Bari 2 haftalık not bırak da git! Böylelikle 1 kötü haber daha geldi.
Kusucam yemin ediyorum. Kendime üzülecek fırsat bile bulamadım henüz. Hem boşanma işlemlerim başladı hem de ameliyat olacağımı öğrendim bugün.
Heyecansız bir hayat istiyorum artık. Telefonum öyle bildirimsiz kalsın ki, sıkıntıdan sadece hava durumuna bakayım…
Sophie