Kırılan yerlerin çevresi sarı kırmızı oldu yüzümde. Galatasaray’ın şampiyonluğunu yüzümle kutluyormuşum gibi, rengarenğim böyle. Sanki bilerek boyamışım.
Poci poci, poci sentar.
Rakun gibi dolaşıyorum ortalarda. Herkesle aram kötü, kurşunlanma olayından sonra, madem eve sağlık hizmeti alıyorsun, madem sakinleştirici alıyorsun, o odandan çıkmayacaksın kuralına dikkat etmedim. Hem dışarı çıktım hem de kaza yaptım ama ne yapsaydım hayvanı mı ezseydim. Zaten türü az olan bir canlı. 8 yıldır burdayım, ilk defa vaşak gördüm. Bu hayvanlar, yollara uyum sağlayamıyorlar. Ormanlık olmadığı an tehlikedeler. Ayı da çıkabilirdi, bu yıl ayılar da bastı ortalığı. Michigan böyle bir yer.
Bugün yine işe gidince olay çıktı ama aileler mesaj atmıştı, Sophie işi bırakıyor mu diye. Ya yok bırakmıyorum kaza geçirdim desem de bugün gitmek zorunda kaldım. İşin kötüsü gören, eşimin beni dövdüğünü düşünüyor. Yakınlarım biliyor ne kadar sakar ve salak olduğumu ama işyerinde aklı başında biri gibiyim. İnsanlar saygı duyuyor.
O kadar boşuna okumadık. Eşim, paraysa para, vermiyor muyum ben, bırak işi ya da eski kreşine geri dön, dedi. Konu para değil, sevdiğim bir şeyle meşgul olmam. Ulan ayrıca eski kreşime ne zaman uğrasam, başıma bir iş geliyor. Her gittiğimde bir kemiğim kırılıyor. Hep bir musibet. Onlar da teklifini yeniledi bu kurşunlanma olayı sonrası. Hiç etik değil ayrıca ben neden alışkın olduğum, değer gördüğüm yeri bırakayım. 4 kere hastanede yattım 2026 yılında. En az 1 ay çalışmadım. Adamlar bana yazın da 2 ay veriyor. Benim bu insanlar için en az 1 yıl daha çalışmam gerekiyor.
Annemin, orada seni tedavi edemiyorlar, bu yaz seni kendim doktorlara götüreceğim, diyor. Anne burada doktor mu kalmadı, tamam sağlık sistemi kötü de, Türkiye’dekileri de gördük. Her şeyi bildiğini sanan kız kardeşim, dolduruyor annemi.
Belki görünürüm, ne bileyim. Şu tatil bir gelsin de.
Sophie