I Don’t Love You Beirut.

Bir rüyamda, gerçekten anı anına, zaman yolculuğu yapmışım. İnsanlar inanmazlar bir de buna. Ben de inanmamıştım, o rüya doğru çıkmasın diye ummuştum ama çok üzücü bitti benim için.

Sırıl sıklam olana kadar yürüdüm. Şirin şeyler de vardı ama ben seni sevmiyorum Beyrut.

Şunu söyleyeyim, bir yerde okumuştum. Beyrut hakkında şarkılar şiirler yazan insan, mutlak gerizekalıdır diye. Yani öyle gerçekten. Bildiğin şehir. İzmir’e benziyor. Öyle vaaay çok etkilendim denecek tek şey Raouche kayalıklarıydı.

Bugün bir de her yer kapalı gibiydi. Askerler bazı sokaklarda nöbet bile tutuyordu.

Bir daha gelmem. Şu an gelmem bile hataydı zaten. Kendi kalbimi, kendim kırdım bu sefer. Becca’ya ne yaptığımı anlatacağım, ondan sonra, beni 5 dakika içinde ambulansla Pine Rest’e gönderecektir. Annemi üzmeden ikna edeceğim. Hem orada kalarak günlük şeker ve tansiyon kontrolü yaptırabilirim. Neye bağlı bu durum, anlayabilirim. Bir de dürtüselliği engellemesi için, ilaç dozunu arttırmam gerekecek. Şu an dürtüsel olarak burdayım. Dürtüselliğimi kontrol altına alamıyorum.

Sophie

Yorum bırakın