Bugün Budapeşte’de deli gibi eğlendim yazmak isterdim ama sabahki 6 saatlik yolculuğun ardından, bu dünyanın en güzel kafesi denen, New York Cafe’de otururken, birden fenalaştım. Eğlencenin dozu biraz fazla kaçtı sanırım. Çok güzel ama ya, şuna bak…

Mathieu, hesabı görünce fenalaşmışsındır diye güldürmeye çalıştı. 2 kola 1 pasta dilimi $50’dı. Keşke neden o olsa da, değil. Stres yaptım bazı şeyleri. Cuma günü, kendimle büyük bir randevum var. Tüm süper güçlerimin yanımda olması lazım. O gün düşüp bayılmak yok. Annem nazara geliyorsun, koyma kendi fotoğrafını, diyor. Ne kadar gerçek bu nazar olayı bilmiyorum ama gerçekten Instagram’a fotoğrafımı attıktan sonra oldu.
Cluj’a az kaldı, sunta kokulu odamda, daha ucuz bir kola içtikten sonra, ayılar gibi uyumak istiyorum. Panda’nın kucağında uyumaya ihtiyacım var. Sevgi farklı dillerde konuşuyor sanki kucağında uyuyunca. Kafamı yasladığım, huzur verici bir yumuşaklıkta vücudu. Sevmiyorum seni dese, o yumuşaklık konuşur.
İyi Geceler, tatlı rüyalar.
LU.
Sophie