Darıldın mı cicim bana, hiç bakmıyorsun bu yana, darıldıysan barışalım, kumru gibi koklaşalım. Esmerim güzelim, dudu dillim ben yanıyorum, ah çok seviyorum.
Çok seviyorum…
Bu sabah bu modum bu şarkı. Haftanın sondan bir önceki günü, ağrı sızı iş derken, dua ediyorum artık Cumartesi-Pazarlara. Çok az kaldı tatile, burnum iyileşmiyor değil ama kırık kemik, öyle hemen düzelmiyor. Bugünlerde, çok eskiye dönüğüm, her şeyin ilk zamanlarını hatırlıyor, tebessüm ediyorum. Bunun için narkotik ağrı kesicilere teşekkür ediyor, tadını çıkarıyorum. Neydi öyle bir zamanlar ya, gencecik boyunlarımızın üzerindeki, daha beyaz yüzlerimizin üzerindeki benekler. Keşke bir şansım olsa da, 22 yaşına geri dönsem. 20 yıl öncesine. Rüyalarda zaman yolculukları yapıyor, en çok o yıllara gitmeyi seviyorum.
Yazın ya adam olursun ya da Türkiye’de tedavi olursun tehdidi altındayım ve dün nöbet geçirdim. Evdeydim, yanımda hemşire de vardı, onunla daha rahat atlattım ama kollarım kasılı kaldı, gerçekten inme indi sandım, çok korkunçtu. Sonra vücut kasılmalarından rahat uyuyamadım. Şu an uykusuzluğun ve yorgunluğun son halindeyim. Yaza az kaldı, sonra kitap, blog, havuz, deniz, pasta. Bu sefer geldiğimde, fıstıklı baklava için sırf Zonguldak’a uçabilirim. Sevdiğim tatlar orada, ne de olsa tüm çocukluğum ve gençliğim orada geçti.
En azından boşanma süreci artık huzurlu. Mahkemede ne söyleyeceğimizi de konuştuk : Yürüdüğümüz yola, farklı kimliklerle, eski yüklerimizden arınmış bir şekilde, arkadaşça devam edeceğiz. Evlilik yükünü ancak 10 yıl kotarabilirdik. Başkası olsa, mesela Panda, 1 hafta sonra beni evden kovardı. Bunu da net söyleyim. Eşimin de, küfür argo gibi sevmediğim huyları var, bir de ailesinden çok bıktım, kendimce sebeplerim var, umarım yeterlidir, ben artık o güne hazırım.
Open Relationship.
Bu kadar.
Sophie