Farm.

Çalıştığım yer, ABD’nin soğuk yüzünü bana gösteriyor. Dün yine biri diğerini vurdu ve bu sefer kurşunlardan birisi kreşimize isabet etti. Aracımı ön tarafa park ediyorum çünkü sınıfım da ön tarafa bakıyor. İlk önce bir ses duydum, arabama çarptılar sandım, sonra kurşunlar birbiri peşine yağdı. Mass shooting olduğunu düşündüm. Hemen bebekleri 2 bebek yatağını paralel şekilde duvara yatırıp, onları koruma altına aldım ama o sırada panikten, elimi sıkıştırdım. Diğer yatakları da kapımın önüne yığdım ama elim kesildi ya, her yer kan oldu. Bebekler bir yandan ağlıyor. Üzerine eğildim ve kaderimi bekledim gözlerimi kapatıp. Kalbim deli gibi atıyordu. Diğer sınıfların kaçışını duyuyorum ama benim bebeklerim hareket edemediğinden, ben kaldım ve sığınağa gidemedim. Sonra birkaç el daha ateş oldu. Kovalayan kaçanı yakalayıp vurmuş. 5 dakika sonra polisler geldi. Bana dış kapıdan ulaştılar. İlk önce vuruldum sandılar, elimdeki kanı görüp, kapıyı mı açtın seni de mi vurdular diyorlar ama kalp atışım 200’lere dayanmış durumda, cevap veremiyorum, sadece titriyorum. Sakinleşmemi beklediler, bebekleri ailelerine teslim ettiler, binadan tamamen çıkmamız için, daha fazla polis takviyesi geldi, ifademi aldılar. Kaç saat daha binada kaldım. Eşim gelip beni hastaneye götürdü; orada da ifadem alındı, yani yaşadığım şoktan sonra sakinleştirici vurulmam öyle çok zamanımı aldı ki, kalpten gideceğim sandım.

Eve geldiğimde hastanede olduğum sakinleştirici kesmemişti. Bir de sağlık yardımcım yaptı. Sakinleştirici olduktan sonra odamdan çıkmam yasak aslında ama moralim çok bozuk, bir şekilde kaçıp çiftliğe geldim canlı müzik dinlemek için. Harika yiyecekler ve içecekler oluyor burada. Şu an bunu götürüyorum:

Önceki gün de işyerinden bebek maması ve mutfak siparişleri çalmışlardı. Gülüp geçmiştik ama çalıştığım yer SOS vermeye başladı. Eski kreşimin de teklifini reddettim, imkanı kısıtlı çocuklarla çalışmak daha çok hoşuma gidiyor, dedim. Gitmem hataydı da, bir direktör çağırınca mecbur gidiyorsunuz, bugün oranın direktörü, yarın başka bir kreşte karşılaşabiliriz. Gittiğimde Lucas’ı, Blake’i, Simon’ı, William’a sınıfın camlarından baktım. İçim yandı. Kreşi devlet programına devretmişler, kimse para vermiyor artık, eski öğrenciler bedava hizmet alıyorlar. Head Start olmuş. Ona bile yakışmıyor bu yer. Hala pislik içinde. Eski oyuncaklar, halılar, hiçbir şey değişmemiş.

Bu birbirini vurma olayı bunun peşine gerçekleşince, acaba dedim, karma mı buldu beni.

Öyle işte canlar sıkkın. Tam da Brooke Cookie’yi, kreşe döndürmüş, annesini ikna etmiştim. Bir daha sokağa uğraşmazlar herhalde. Michigan’da ilk defa böyle bir şey ile yüzleştim. Silah serbest, esrar serbest, özellikle siyahilerin yaşadıkları yerlerde, böyle suç oranları fazla işte.

Aileme söylemedim daha ama bilseler, kıyameti koparırlardı.

Neyse, geldi geçti…

Sophie

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Alev Abla adlı kullanıcının avatarı Alev Abla dedi ki:

    Çok geçmiş olsun. Allah korumuş seni ve bebekleri.

    Beğen

    1. Oyuncak Krallık adlı kullanıcının avatarı Oyuncak Krallık dedi ki:

      Çok teşekkür ederim. Valla öyle oldu Alev Abla ya. Bu yazıyı yazdıktan sonra, olanları düşününce yine panik atağım başladı. Kurşunlardan biri, camdan gelebilirdi.

      Beğen

Oyuncak Krallık için bir cevap yazın Cevabı iptal et