Kafama odunla vurulmuş gibi hissediyorum. Cuma günü sanırım öğle vakitlerinde eve geldim, sonra bakıcım yatağa uzan, doktorunun hazırlattığı karışımı vurucam, dedi. O kadar. O akşama kadar tek hatırladığım bu. Yarında azıcık kahvaltı. Sevdiğim nutellalı ekmekler ve kola, sonra yine iğne. Bunu anlayamadım eşimi çağırdım abartılı değil mi 2 gün yataktan çıkamamak, dedim. O şehire gitme planlarını bulduk, impulsive ve hasta fikirler. Hastaneye yatırılmadığın için şanslısın, evde sevdiğin her şey var, dedi. Pine Rest’ten yırttık en azından. Artık hiç sevmiyorum o yeri.
Kendi evimde tutsağım yani. Bugün gelen hemşire, daha az yatırsa keşke. Kitap okuamama izin verse. İşe gitmeme de doktorum izin verse. Bebekler iyi geliyor ya. O kreşte kopup gidiyorum ben.
Kız kardeşime, annem biliyor mu o şehre gideceğimi, Panda’nın bile haberi yoktu, insani yardım için gidiyorum, biri ile konuşmuştum, dedim. Hepimiz için çok kötü bir hafta oldu, biraz akışına bırakalım LOA vereceksin yakında (FMLA) olmadı, her şeyi geniş geniş konuşmak zamanımız olacak, annem hiç beklemiyordu, çok üzüldü dedi.
Ben üzülmedim mi ki sanki.
Sophie.