Hastayken, nasıl kreşte çalıştığım sorgulanabilir. Ben, kendimi yazdırıyorum kreşe. Sınıfın listesindeki ilk kişi benim. Tüm gün, 4 bebekle bir odada kapalıyım. Oyuncaklar, dinlendirici müzikler ve en önemlisi canlı oyuncaklar saydığım, beraber oynadığım bebekler. Evden daha rahat bir ortam kreş.
Lakin bugün işler yolunda gitmedi. Kalbim ağrıyıp, soğuk terler atınca, soluğu hastanede aldım. Kalbimdeki çarpıntıyı durduramıyordum. Bir kuşun çırpınması gibi atıyordu kalbim.
Doktor, panik atak, kabin yavaş ama hissettiklerin biraz abartılı, dedi. Ativan’ı neden yanımda taşımadığımı sordu. Bebeklerin yanına uzanıp, yatmak istemiyorum, ayrıca tehlikeli çocuk taşımak o halde.
Neden kötüyüm. Bayram bitti. O şehri her an üzebilirler. Ona da aşk olsun. Yerin altında, adamları var sanki onu koruyacak.
Ne kırıldım ve kızdım da, kolay olmuyor bende işte.
Alıştırıldığım normal, normal değil.
Bir de birisi Pine Rest’te bilgilerime ulaşmış. Tüm hıncımı onlardan aldım. İsim vermiyorlar. O zaman neden söylüyorsunuz? Gidip zarar vermenden korkuyorlar. Özür diliyorlar ama aslında dilemiyorlar.
Ben nerdeyim siz nerdesiniz.
Kimin okuduğunu biliyorum aslında, o gözlüklerden en sonunda lens yapacağım ona. Az kaldı. Zaten yüreğim ağzımda geziyorum…
Allah aşkına bir şey daha olmasın ya. O şehir üzülmesin. Kalkıp gidesim var oraya. Bu istek ara ara gelir bana.
Sophie