Mavi Beni Mutlu Eder Ama Ben Kırmızıya Aşığımdır.

Rüyamda kapatıldığım, cezalandırıldığım kuleler bile kırmızı olsa, hala aşığımdır. Zor günler geçiriyor Panda, şehrini üzüyorlar. Bense, Amerika’daki şımarık ve gerizekalı hayatımı geçirmekle meşgulüm. Bir de bundan şikayet ediyorum. Bir de akıl sağlığım yeride değil. Ah ya, ne güzel bırakmıştım ilaçları. Şimdi almazsam, en sevdiğimi daraltacağım ona yazarak, onu zor duruma sokacağım. Kalkıp yanına gitmeye kalkacağım. Ruh halim öyle hızlı değişiyor ki, günde bir kaç kez plan yapıyorum. Başımıza bir iş gelecekse, beraber gelsin istiyorum. Bunu kendime böyle anlatıyorum.

Bugün işe gitmedim. Saat 10’da MRI’ım var. Kalbime bakacaklar. Kalbimi görmek isteyen rüyalarıma bakmalı. Rüyalarım benim gerçek kalbimdir. Dün gece, sarılmış uyandım Panda’ya.

Bana söz verdin, bu hayatta en azından birkaç güneşli günlerimiz olacak dedin, kendine iyi bakacaksın, dikkatini benimle bile dağıtmayacaksın, söz ver, kendini koruyacaksın, cesur şeylerden uzak duracaksın, dedim. Blake ve Lucas geldi yanımızda, onlar da sarıldı Panda’ya. Simon uzaktan bakıyordu ama o da korkuyordu bir şey olmasından. Ona bir şey olursa, biliyordu ki ben de olmayacaktım. William ise, her zamanki gibi olumluydu, Rab koruyacak sizi, diyordu.

Ne olur, o şehri rahat bıraksınlar. Belki ben de gelecekte orada yaşayacağım. Hayat bu, ne gösterir bilinmez. Tek diyebileceğim, olduğum yerde sonsuza kadar yaşamayacağım.

İlaçsız çok zor, duygu durumumu ve dürtüselliğimi kontrol etmek. İlaç kullanırken bile, üst üste 2 yaz, ağır saçmaladım. Olmamam gereken insanların, hayatına konuk oldum. Panik ataklarımı durduramıyorum, annem çıldırdı zaten yeniden benzo yazılınca.

Lamictal’e ihtiyacım var ama o da tek başına gelmiyor. Zoloft eklenecek muhtemelen.

Denedim en azından. Yine deneyeceğim ama belki de DBT’lerim bittikten sonra…

Allah yardımcımız olsun.

Sophie

Yorum bırakın