Herkes zihninde, kendisini yargılmak ve affetmek için, dev mahkemeler kurar ve her duruşmada affeder kendini. Doğru olan bu değildir. İnsan bilir ama yine de kandırır kendini. Bense hiçbir zaman aklayamam. Başkalarının hatalarında bile kendi payımı, daha önce yaptığım şeyleri hatırlarım. Bir süredir, yeni teşhisimle yüzleşiyorum. Borderline olmakla. Yıl yıl düşünüyorum kendimi. Nerede aşırıydı bu duygularım. Hepsinde, normalinden daha çok tepki vermişim meğer. Sevmemişim, aşık olmamışım demiyorum ama araya, alakasız insanlar bile dahil olmuş, bu duyguların coştuğu zamanlarda. Geçen 2 yaz, yine öncekisindeki bazı yıllar. Artık insanları kararında sevmeliyim. Bebekleri de öyle. Bebek konusunda bile, aşırı hislerim olmuş. Alisha da Jamie de haklıymış. Korkmuşlar sevgimden. Elinden gelenin, en iyisini yaptılar ikisi de. Baktılar, benim anlayacağım yok, çektiler kendilerini.
Ben aslında, Pine Rest’ten almak istediğimi, sonunda aldım. DBT’lerle devam ediyorum şimdi. Her konuşmada, daha iyi oluyorum. Keşke, mahkemelerimde, kendimi biraz affedebilsem. Bu zaman alacak. Hastaneden çıktığım hafta çok iyiydim ama dün yaşadığım sıkıntı biraz düşürdü beni. Neyse ki terapistim, buluyor bir çaresini.

Başkalarını bilmem de, ben Noel devresine girdim. İlk defa hava iyiyken, ev ve dışarısı süslemelerine başladım. Soğukta, karda, zor oluyor. Çocukluğumu, en çok sevdiğim zaman Noel. Dün, alışveriş merkezine gittim. Lego satın alıp, Lego pasaportu almak için. Pasaport kalmamış ellerinde. Üzüldüm buna ben ama illa bu pasaportun olduğu, başka bir yer olacaktır. Şikago’da özellikle. Gittiğinizde, alışveriş yaptığınız mağaza, şehrin ve ülkenin, damgasını basıyor. Vize damgası gibi.
Sophie.