Bana beddua eden kimse, detayına kadar belirtmiş. Böyle sağlıksız, her şeyin peş peşe geldiği, bir yıl daha olamaz. Yaklaşık 2 hafta önce, 988 ile konuşuyordum web page üzerinden. Ruhsal olarak rahatlamak için, kriz hattı bu. Aramadım, adımı söylemedim. Çok alakasız sorular sordu, yani hava nasıl orada diyordu. Bot zannettim, kapatıyorum, dedim. Hayır gerçek biriyim, şu an EMS ve polisleri sana yönlendirdim, dedi. Web sitesi üzerinden! nerede olduğumu buldular. Ne yapacağımı şaşırmış bir haldeydim, oturup gelmelerini bekledim. Polis çaldı kapıyı. İçeri girmenize izin vermiyorum, dedim. Böyle bir hakkınız var. Bırak sana yardım edelim, şu an intihar şüphen var, dediler. Gelmiyorum, istemiyorum da, gayet iyiyim, dedim ve kaçırıldım. Polis tuttuğu gibi sedyeye yatırdı, sonra da restrain işte. Hastaneye gittiğimde umutluydum, sosyal çalışan ile konuşup, eve giderim diye düşündüm. İstediğim gibi olmadı, seni akıl hastanesine göndereceğiz, eyalet dışı bile olabilir, dediler. Sosyal çalışana, yapma etme, beni bırakma, desem de, sen artık çok oldun der gibiydi. Sonra kaçmaya karar verdim. Çıkış kapısı o kadar yakındı ki. Ama beceremedim. Shot’ımı yedim ve tekrar restrain’e alındım. Ertesi sabah uyandığımda, gece hastanelerde yer bulamadık, seni bu hastaneye yatıracağız (Blodgett) dediler. Restrainler uyandığımda çıkmıştı. Telefonum yanımda yoktu, dışarıdan da telefon almama izin verilmedi. Sosyal çalışanım, beni harika bir odaya kapattı ama kimse ile görüşmeme izin vermedi.
Oda harikaydı. 8. katta, göle bakan bir yerde kaldım. Hayatım boyunca, böyle göle bakan, güzel bir yerde kalmamışımdır. Orada 3 gün geçirdim. Tabii ilaçlanarak. Genelde uyudum bu yüzden. Sonra seni Pine Rest’e transfer ediyoruz dediler. Yaşadığım korkuyu anlatamam. Ya sıkıntı çektiğim üniteye gidersem? Involuntarily gidiyorum, haklarım bile kısıtlı.
Bu korku da kısa sürdü, çünkü gittiğim ünitede, başka tanıdık yüzler gülerek karşıladı beni. Odama yattığımda, nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Ertesi gün, insan görmek, bahçeye çıkmak, müzik dinlemek, sinema ve televizyon izlemek o kadar iyi geldi ki.
Lakin sadece, o günü hatırlayabiliyorum. Overemedication’a maruz kaldım yine. Pazartesi hastaneden çıktım ama hala taburcu olmuş değilim. Yarı zamanlı devam ediyorum. Her gün gideceğim, sadece orada kalmama bir de ilaç almama gerek yok kendi reçetem dışında. Birkaç hafta böyle sürecek, tüm DBT’lere ve aktivite terapilerine katılmam zorunlu. Yoksa yine kaçırılacağım. ECT almadım çünkü teşhisim Borderline. Çaresi olmayan bir hastalık, ancak terapilere katılarak, insanlarla iletişimimi düzeltebilirim.
Bugün gidemedim sadece, çünkü Pine Rest’te kalırken, kafamda bir sıkıntı çıktı. Yazın çok kötü düşmüştüm Dalyan’da. Kafamın içinde kan olabileceğini düşünüyorlar. Bugün doktora göründüm. MR istiyor.
Sonbaharı geç de olsa yakaladım. Eşimin babası, bana başka ev almaya karar verdi. Bunca hasar gördükten sonra, yine de bir şeyleri düzeltebileceğini sanmam. Türkiye’de boşanacağız. Oraya gelmemiz gerekiyormuş. Belki yaza sarkar çünkü tatil zamanı Foça zevkli oluyor açıkcası.
Selam sana da Sonbahar. Umarım biraz da olsa, hakkını vereceğim. Bol tarçınlı kahveler ile bu kitabı okumaya başladım. Bir de puzzle aldım. Hastanedeyken, en çok sevdiğim aktivite bu oldu.

Sophie