September 13th.

Birleşik Devletler’e geri döndüm. Tekrar başlamak ve her şeyden vazgeçmek arasında bir yerlerde ruh halim. 13 gündür, aileler arasında çıkan gürültünün, kopan fırtınaların, hastane ziyaretlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bense Pine Rest’e kaçtım, hem gönüllü hem gönülsüz olarak, ambulansla gittim. Vaftiz annem aradı. Bol bol dinlendim orada. Herkese uzaktım. Buz kestim. Bazılarının yüzüne bakmadım, günaydınlarına bile cevap vermedim. Önceki kalışımın intikamını alıp çıktım. Bir şeyler oldu sanki bana yaş aldıkça. Artık affedemiyorum. Kalbimdeki siyah nokta, büyümeye başladı sanki.

Birkaç gün önce, hastanede yemekle ilaçlandığımıza emin olduk. Grup terapisi vardı ama bir şekilde, herkes uyuyakaldı ve kimse katılamadı. 3-4 saat öğle uykusu aldı herkes. Akşam yemekte, herkes uyuduğunu, grubu kaçırdığını söylüyordu. Giden olmamış, grup da olmamış. O gün, staff azlığı vardı. Baktılar başa çıkamayacaklar, beceremediler, uyuttular bizi. Pine Rest, benim için bitmiş bir kurum az itibarı ile.

Rüyamda, onu gördüm yine.

Benim olan bana dönüyor, hiçbir yere gidemezsin, çok sağlam düğümler attım, yıllarca uğraştım, bir an önce kendini bırak istersen, diyordu.

Bulsam seni, neden bırakmayayım ki kendimi…

Sophie

Yorum bırakın