long story short.

hayat çok kısa. sanırım ben de üzümlü kek gibi düşünüyorum. insan hunharca para biriktirmek yerine, dünyayı dolaşmalı. eskiden böyle düşünmezdim ama şimdi farklı. görmek istediğim bir sürü yer ve hayvan var. gerçi buna sint marteen dahil değil. çok güzel, karayipler’e gidiyorum da, ben sürüngenlerden nefret ederim!! o iguana denen hayvanın, etrafımda olmaması lazım. otelde görsem, oteli terk ederim. gerçi böyle durumlarda, eşim gözlerimi kapatıyor hemen ve ortamdan uzaklaştırıyor.

gelecek hayallerim yazıldı bugün…

umarım, tek nedenle gerçek olmaz hayallerim, çünkü başkası ile başka bir yere giderim! long story short.

sonunda yeni aile doktorum ve psikiyatristim oldu. yarın da cerrahla konuşacağım. illa ameliyat olması gerekmiyormuş, enjeksiyon yöntemi ile de bir şeyler yapıyorlarmış rahatlatmak için. yani ilk bunu denersek harika olur aslında. her ameliyat, risklidir ama şunu söyleyeyim, 2cm kısalmışım şubat’taki kazadan sonra, oranın temizlenip, çimento dolgusu yapılması gerekiyor. zor bir karar olacak.

snowboard kariyerimin bittiğini söylememe bile gerek yok ama söyleyeyim. bitti.

sabahtan beri, bahar temizliği yapıyoruz bugün. dışarısı güneşlenince, her yerin ne kadar tozlandığı ortaya çıkıyor. haftasonu da, direktörüm gelecek. aynı zamanda yakın arkadaşım. biraz cesaret edebilirsem, bree’yi durdurmasını isteyeceğim. o da istemiyor bree gitsin. allison gitsin istiyor ama bree de allison’a sadık. allison direktör yardımcısıydı.

çok zor benim için. öyle alışmıştım ki. bir de, belki benden bile iyisi gelir diye laflar ediyor.

hayır gelmez. ben, kolay kolay böyle hislere sahip olmam. çok kolay değildir, benim yakın arkadaşım olmak. benim yakın arkadaşlarım, bir elin parmaklarını geçmez.

aşık olduklarım da 3 sayısını geçmez. 3 ve 1 sayılarında saklıdır. 3. son olan ve sonsuz olacak olandır. yani 3. aslında tek olandır. zaten ilk ikisi öyle basit şeylerdi ki, şu an yaşadıklarımı onlara anlatsam, inanmazlar bana.

üzümlü krallık’ta yine kapım çalındı dün gece, dışarı çıkmam için. gücüm yok üzümlü kek, bırak beni, öldüm işte, çıksam bile öyle şeyler söyleyeceğim ki, duran kalbimin hesabını öyle soracağım ki, sonunda beni beynin olan kaleye atacaksın, orada yıllarca ağlayacağım, korktum artık, anlamıyor musun? dedim ona.

alakasız bir şekilde ama ben hala üzümlü kekim, hiçbir sözümden çıkamazsın, cumartesi günü koşmayacaksın, dedi.

cevap vermedim çünkü koşacaktım. ne ciğerin ne kalbin sağlam şu an, yapma bunu diyordu. gerçekle alakası var mı bilemiyorum. tüm bunlar benim de, kendi kendime konuşmam olabilir. hepsi rüya. belki de gerçeğin bununla alakası yok?

şu an kanımda salınan, antipsikotik de bunlara dur diyor. azın da azını kullanmam lazım. böyle giderse, 1 ay içinde, inandığım tüm şeyler yok olacak. buna inancım da dahil. bree’nin gidişi de ağır oldu. kalbim kırıldı sanki.

düşünmedim değil, ben de bırakayım mı, kötü haldeyim diye ama bebeklersiz ve çocuklarsız, ölürüm. elim kolum öyle bağlı ki, biri, tüm gün yerleri sileceksin dese, yaparım kovulmamak için. onun oğlu ve kızı var. benim hiçbir şeyim yok ve olmayacak. bree’ye bile hiç bahsetmedim, olmayan cinsel hayatımdan. daha doğrusu kimseye bahsetmedim. kreş öğretmenleri olarak, böyle renkli bir hayatınız olamıyor. evli ve göz önünde kendini ispatlamış insanlar isteniyor eğer çok genç değilseniz. yani ben gay’im diyip, kreşlerde çalışmanız imkansız.

artık aseksüel miyim, onu da bilmiyorum zaten…

biraz hasta gibiyim ama çok umrumda değil. olmak zorunda aslında. çoğunlukla bebeklerle çalışıyorum. onlar zarar görecekler. sadece bebeklerle değilim, mutlaka başka sınıflara da giriyorum tüm bebekler gelene kadar şu ara. infant 1’in kapısı ise, 2’lerin ve toddler’ların oynadığı playground’a açılıyor. pişiyor çocuklarım güneşin altında. hepsi dutch. kapıyı açıp açıp, yüzlerine su sıkıyorum. dün 10 metre fırlatmalı su tabancası aldım ama yasakmış silah olduğundan. böyle saçma sapan şeylerimiz de var. sanki yazın evde, su savaşı yapmıyor bu çocuklar.

doğum günü davetiyelerimi bastırdım. bahçemde, parti vereceğim karayiplerden döndükten sonra. öğretmenler ve ilk öğrencilerim davetli olacak. ilk öğrencilerim ve anneleri. şu an için, blake lucas, william, james, micah, lena, ariah, simon, teagan ve elliot olarak düşünüyorum. öğretmenlerin de çocukları var. hepsi bebek ve yeni toddler bunların. anneleri ile gelecekler. man free bir event olacak. bebekler ve çocuklar, ortalığı karıştırsın istiyorum. sıkıcı bir şey olmasın. lucas ve blake evimin her yerine ulaşsın, her yeri mahvetsinler ve bana bir sürü komik hatıra bıraksınlar.

hep böyle bir hayalim vardı. gerçek olacağı için çok mutluyum.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.