ada.

sanırım, sonunda, kiliseye gideceğim gün, geldi çattı. daha 3 saat var ama yetişemeyecek kadar meşgul hissediyorum kendimi. (hiçbir işim yok) kilise sıkıntı değil, öncesi ve sonrası, bitmeyen muhabbetler, özellikle eşimin ailesinin yaşlı çevresinin soruları, geriyor. gerginim. kız kardeşim de, şu an amazon şirketi açıyoruz yazıyor. doktorluktan bıktı. nevresim işine girmeye karar verdi. beraber nevresim satacağız güya. ya ben ne anlarım ticaretten desem de, ikna edemedim aylardır. lanet olsun, hiçbir derdim yokmuş gibi bir de nevresim satacağım.

hava kapalı. sürekli yağmur yağıyor. iyice yeşilleniyor doğa. bu sene, eşimin ailesi, noel aile hediyesi olarak drone aldı. herkesin drone’u. ben ilk defa, yeşilleri çekerken kullanmak istiyorum. şimdiden, güzel görünüyor her yer…

dün bree ile geziniyorduk. varlığı öyle iyi geliyor ki. yanında öyle güvende hissediyorum ki. her gün daha çok seviyorum. çok üzüldü halime. ben, sabahtan akşama kadar, koştur koştur çocuklarla oynayıp, bize şakalar yapan çocuk kalpliyi görmek istiyorum en kısa zamanda, diyor. çarşamba geleceğim, dedim. neyse ki john’u sevme şansım oldu. sevdiğin insanın bebeği, bambaşka mevzu. aynı şeyi lazarus için de hissetmiştim. eskiden beraber çalışıyorduk becca ile, şimdi de bree ile.

bree ile maceralarımız çok komik oluyor. infant 1’de beraberiz biz genelde. 4 bebek varsa, güle eğlene, muhabbet ede ede bakıyoruz ama 8 tane bebek aldığımızda ortalığı görmeniz lazım ve o bebekler, başka odadan, aynı bebek yatağı ile getirildiklerinde öyle bir ağlıyorlar ki. mahşer yeri halt etmiş.

1-2 ay önce fotoğraf çekim günüydü. tüm çocuklar çiçek gibi gelmiş ama sıkıntı o ya, yeterli öğretmen yok. okulun direktörü bile bir sınıfta, öğretmenlik yapıyor. ilk 4 bebekleydim infant 2’de. direktör yardımcımız allison geldi, saçma sapan bir plan yaparak, kemeleri bağlayın infant 1’e gidiyorsunuz, bu sınıfı fotoğraf odası yapacağız, dedi.

allison, bree ve ben, bebekleri taşıyoruz ama ortalık yıkılıyor. korkuyorlar böyle ani değişiklerde. onlar da bebek ama micah 11 aylık mesela. 3 aylık bebekten korkuyor. geldi yapıştı paçama o karmaşada, bir de adım atamıyorum onca gürültünün içinde. bir elimde bebek, sırtımda çantası, elimde biberonları, bacağımda da micah ağlıyor, beni kucağına al diye.

bebekleri bir kısmını yataklara, bazılarını da yere yerleştirdik ama beceremedik. hepsi ağlıyor. bree ile birbirimize baktık o an ama nasıl gülüyoruz. allison, kızlar üzgünüm, fotoğraf günü dolayısıyla böyle, dedi. şu an gerçekten tek ihtiyacımız olan şey fotoğraf, hadi hep beraber selfie alalım dedim. daha çok güldük ama o günü nasıl tamamladık bree ile, gerçekten bilmiyorum. bebeklerden biri kennedy, diğeri maren’dı. ikisi de spectrumsal bebek. ağlamıyorlar, ortalığı yıkıyorlar hiçbir neden yokken. o günden sonra, kennedy ile maren, hiçbir zaman, bir daha bir araya gelmedi. o kadar anlatayım o günü.

bir şey daha oldu bu hafta. bree’den önceki infant 2’de beraber çalıştığımız teenager, benden özür diledi. facebooktan kocaman paragraf atmış. hasta olduğum için kendini suçluyor. bree ile konuştuk, yanına kalmadı, aynı dediğin gibi oldu, dedi.

ilk kavgamızda, onun yerde ağlayan bebekle ilgilenmediğini görünce çıldırmıştım. öyle kalabalık da değildi. emilia adlı bebek, morarmıştı nerdeyse. çok kötü bağırdım. o olayda, kendini bir şekilde, mağdur olarak göstermeyi başardı ama ben çok pis ah etmiştim. hafta içi, muhabbet ederek aynı bebeği beslerken, elinden düşürmüş. aile de kameradan izliyormuş. uzun zamandan beri, takip ediyorlarmış zaten, dikkatlerini çekmiş bu çocuklarına olan kayıtsızlıklarını. çocuk düşünce bir şey olmamış ama anne, baba okulun kapısına dayanmış, kavga etmek için. ailenin elinden zor almışlar bunu. gene mağdur gibi görünmeyi başarmış ama aklı olan, ne olduğunu biliyor zaten. bana anlattı bree.

ona umrumda olmadığımı anlatmaktan yoruldum, yaşıtı bile değilim, dedim. yaşıtı olan brooke! da terketmiş onu, olaydan sonra. başka sınıfa geçmiş.

bree çok mutlu oldu, karayiplere gittiğimi duyunca. ona gittiğim adayı, haritada bakıp gösterememem de ayrı komikti. ada görünmüyor bile. bir dahaki cumartesi gezimize, kuşlarımı da getireceğim john görsün diye. onları, baharda dışarı çıkarabilmek için çanta aldım.

güzel bir bahar olacak…

çocuk kalpli

6 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. sirinmirinörümcek dedi ki:

    Hazır gitmişken, Allaha şükret, Sonunda kurtuldun

    Beğen

    1. Dün itibarı ile, tarihin tozlu sayfalarına karıştık. Artık onunla ilgili, tek kelime yazmak, hakkında bir şey konuşmak istemiyorum.

      Bir savaştan çıktığında, inan kurtuldum diye sevinmiyorsun…

      Liked by 1 kişi

      1. sirinmirinörümcek dedi ki:

        Önüne bak, Hayatına odaklan, Çok güzel bir hayatın var, Sevmiyorum dedi, Daha ne olabilir ki?

        Beğen

      2. Keşke daha önce demiş olsaydı. Başıma ne kadar kötü şeyler geldi. Dediğim gibi konuşmayalım. Böylelikle, astral boyutta kurduğumuz krallık da yıkılacak. Orada uyanmayacağım.

        Liked by 1 kişi

      3. sirinmirinörümcek dedi ki:

        Daha önce çok söyledi çocuk kalpli, En son 1 hafta önce söylemişti, Sen Nasılsın şimdi?

        Beğen

      4. Acelem var çünkü kilise 10’daymış. 4 dakikam var yetişmem için. İyiyim, bilmem çok önemliydi. Beni sevmeyen biri ile ilgilenmem bundan sonra, merak etme.

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.