think future, spend carefully.

akşam saatleri olunca, strese giriyorum bugünlerde. çünkü akşam yemeğinde, yeşillik dışında bir şey yemem gerekiyor ve yiyemiyorum. her akşam tartışıyoruz eşimle. açlıktan ölüp hiçbir şey yiyememek. çok az kişi bilir bunun sıkıntısını. açıkçası, okuldan aldığım en son virüsten sonra, bulimia endişesi yaşıyorum. kilo vermek iyi güzel de, gittikçe zayıf da düşüyorum. üstelik en kuvvetli olmam gereken zamanda. 5 kilo daha versem, taş olmam, kemik olurum.

geceleri de, eşimin aldığı oyuncak sincap ile uyuyorum. her gece de ağlıyorum. ağlanmayacak gibi değil. masum bir şeyin ölüşü, çıldırtıyor. üstelik elime öldü. bu sabah kalkınca, daha çok ağladım. bir çok insan mucizelere inanmaz ama ben inanırım. çünkü, tekrar tekrar karşıma çıkarlar. dini inancımın temeli de buradan geliyor zaten. tanrı, onu görmek isteyene, mucizelerini gösterir. karşısına bunlarla çıkar. dün gece, enish’i gördüm rüyamda. neden beni bırakıp gittin diye ağlıyordum. burada seni bekliyorum, burada çok ceviz var, gelince beraber yeriz, dedi. sonra yavrularıma iyi bak diyerek uyandırdı beni.

uyandığımda, camımda sincap vardı ve bana bakıyordu. ilk o sandım ama çok küçüktü ve ne olursa olsun, içeri bakıyordu. enish dışında hiçbir sincabım, camdan içeri bakmazdı. fıstığı alır kaybolurdu. en ufaklarıydı camdaki. belki de enisin yavrusuydu. içeri bakıyordu. beni izliyordu.

ben uyurken, beni izliyordu. enish gibi…

sen blake ol o zaman, diye ağlayarak fıstık götürdüm cama. sonra da aynı göz yaşları ile okula gittim. şu an yazarken hala ağlıyorum. fıstığı bile almadan kaçtı. eğitmek çok uzun zamanımı alacak ama yine de uğraşacağım.

dersler tamamlandı bugün. geçiyor muyum, kalıyor muyum, son sınava bağlı. 10 günüm var çalışacak. her akşam başka bir şeye çalışmam gerekiyor. neyse ki, artık her gün işe gitmiyorum. sabahları da erken gidiyorum, 7 gibi. 4 olduğunda da çıkacağım. yani işten çıktığımda bile, hala bir hayatım olacak.

derslerin bitmesiyle, softball ligi de başladı. geçen hafta, spor kıyafetlerimi teslim aldım. antrenörüm, başlıyoruz çocuk kalpli, hadi göreyim seni, diye moral verdi.

aynen, görelim bakalım beni…

ilk 4 ay. buhar oldu uçtu gitti sanki. hiçbir şey hatırlamıyorum. birkaç fotoğraf var sadece. oradaymışım gibi hissettirmiyor. öfkeliyim sanırım. gerçekten iyi bir hayatım var ama yaşayamıyorum.

7 yıl önce bugün. onu en son görüşüm. rüyamda ne zaman o tarihe yolculuk etsem, hem kendimden, hem ondan uzak duruyorum. çıkıyorum binadan, başka yerlere gidiyorum. çocuk kalpliyi dövesim var ama hiçbir işime yaramaz ki. ayrıca üzümlü kek’i de dövesim var. umrunda değil çocuk kalpli…

çok kötü durumdaydı çocuk kalpli. 31 yaşındaydı ve karar veremiyordu. bir yandan birini çok seviyordu ama diğer yandan bunun yanlış olduğunu, kendine gelmesi gerektiğini söylüyordu. gelemediğinde de çözümü, daha yüksek dozlarda sakinleştirici ile arıyordu.

yardıma ihtiyacı vardı. sadece annesi elinden tuttu. kız kardeşi bile attı hayatından. sadece annesinin eli. başka hiçbir şey yok. tüm gün, bir odada kapalı kaldı uzun süre. ne bir mesaj, ne bir haber.

arkadaşıydım onun…

şu an evliysem, ABD’de yaşıyorsam, kendine konuşmalı. neden buradayım. ne oldu da, dünyanın bir ucuna geldim. ABD’de yaşamak mı. gülerim. ben zaten zamanımın çoğunu avrupa’da farklı ülkelerde geçiriyordum. para mı. yeniden gülerim. ben geldiğimde dolar kuru böyle yüksek değildi. ayrıca, hiçbir zaman fakir biri olmadım. türkiye’de yaşasam, yine olmayacaktım euro ile kazanacağım için.

konu paradan açılmışken. evet, şu an çalışmam bile gerekmiyor. her şeyimiz, fazlası ile karşılanıyor ve eğer, şu an yaşadığımız gibi mütevazi yaşarsak, ölene kadar da rahat içinde olacağız. eşimin babası, ne zaman para gönderse, belirten mesaja ve emaile, geleceği düşünün, dikkatli harcayın, der.

bunun sadece para için olduğunu düşünmüyorum. zaman, sevgi gibi bir çok şey demek bu.

ama en çok zaman gibi…

birinin yıllarını çalıp, ona hayatı boyunca ağlayacağı bir mail atmamalı insan. bir yaz günü, yaşanan o acı ağustos günü gibi, kalbim yanıyor. bunu onsuz iyileştirmem mümkün değil. onunsa umrunda değil. bizim ilişkimiz, çocuk kalpli’nin, bir süre sonra her şeyi unutması üzerine kurulu diyordur herhalde. bir haber vereyim o zaman: bu sonuncu olanlar, kolay şeyler değiller. çocuk kalpli unutamıyor.

küçük bir hayalle yola çıkıp, çok kötü şeyler tecrübe ettim. en sonunda da, rezil edilmemle, tüm hayallerimi, umutlarımı, yaşam sevincimi çöpe attım. bir daha ülkeme bile dönemeyeceğim. bu kötülüğü hak edecek, ne yaptım anlamıyorum.

eminim, o 18 nisan günü, kırıldığım bir sürü şey vardı ama ne olursa olsun, ben ordaydım. belki, çok kötü durumdaydım ama oradaydım.

hiçbir bahaneyi anlamıyorum şu an o yüzden. çok seviyorum ama yapamıyorum ki böyle artık. nefret ettiğim gerizekalı, bir konuda çok haklıydı. ben hiçbir şey bilmiyorum onun hakkında. şu an yüzünü ve sesini canlandırmaya çalışsam, yapamıyorum. tamamen bir hayali seviyorum. birini seviyorum evet ama bunun bir film kahramanını sevmekten hiçbir farkı yok. psikiyatristim, psikoterapistim hep böyle, dedi zaten bugüne kadar. aşk olduğuna bir türlü ikna edemedim.

bana, onu, uluslararası da olsa, dava et, bu kişi senin için çok tehlikeli demişti psikiyatristim. olan oldu artık diye cevapladım, verdiği hasarı da ancak kendisi düzeltebilir, dedim.

yapmadı. hiçbir şey onarılmadı. şu an resmen, zulme karşı susuyorum. benim gibi birinin de, bu halde olduğuna, gerçekten inanamıyorum.

hakkım verilmeli! benim hakkım verilmedi.

ya adam gibi, ya çek git…

çocuk kalpli

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. sirinmirinörümcek dedi ki:

    Artık neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlıyorsun, Çok büyük gelişmeler var, Güzelim para her şey bu hayatta, Bak keyfine, Birileri tüm geleceğinizi garanti altına almış işte, Keşke bende çocuğum için yapabilsem, Düzgün kullanın lütfen, Çok büyük lütuf.

    Beğen

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      İkimizin de ailesi, benzer planlar yaptı. Kendi ailemin, tek bir lüks harcaması olmadı bugüne kadar, yeni yeni yapıyorlar bazı şeyleri. O kadar da yapsınlar, tüm çocuklar okudu, evlendi. Biz yönetemeyiz o parayı, zaten benim ailem de kabul etmedi. 3. bir kişiye velayet verip, yönetmesini isteyeceğiz. Bu kişi, Becca olacak muhtemelen. Hem kilisenin lideri, hem akrabamız, hem de çoğu zaman annem gibi…

      Umarım gönlünce olur, hayatta ona bırakacağın tek şey de, para değil…

      Liked by 1 kişi

      1. sirinmirinörümcek dedi ki:

        Para da olmalı, O yüzden baba gece gündüz çalışarak biriktiriyor, Ne yapalım, Başımızdalikiler bunu reva gördü

        Liked by 1 kişi

      2. Çocuk Kalpli dedi ki:

        A.K. hepsinin…

        Beğen

      3. sirinmirinörümcek dedi ki:

        Ben DE

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.