mutlu paskalyalar!

yazacak 2 essay’im olduğundan, hayatımın en kısa easter’ı. ne yazık ki, hayal ettiğim gibi yiyemedim. hatta hiçbir şey yemedim. zaten kilo kaybetmiştim ama 60’ın da altına düşmüştüm bu sabah. geçen hafta, kreşte hepimizi kusturan bir virüs vardı. birkaç kere kusunca, olay durdu bende. yoksa yiyordum, eskisi kadar çok yemiyordum ama yiyordum sevdiğim şeyleri yine.

son anda, ufak da olsa, bir hazırlık yaptım paskalya için. kötü olmadı bence.

neyse ki, bu haftadan itibaren, daha az çalışacağım. benim teenager gerizekalıya, büyük sürpriz oldu. akşam 4 olduğunda gidiyordu. zor gider artık. ben zaten, saatlerimi, ona yardım amacıyla uzun ayarlamıştım. kışın gene ayarlarım ama yazın, fazla çalışmam için, hiçbir sebebim yok. bir şey derse, bir keresinde bana, bebekler için öleceğini söylemiştin, öl işte, diyeceğim.

bundan sonra da, christy ve bree’den başka, hiç kimseye fedakarlık yapmayacağım. zaten beni, gerçek anlamda bir bu 2’si seviyor. diğerleri, kıskanç ve dedikoducu insanlar. saydıklarımın benimle iyi olmalarının da bazı nedenleri var: yaş, tecrübe, asalet, iyi kalplilik, sevgi ve anlayış.

sürekli ağladığım, akşam eve gelsem de gözlerimi kapatsam dediğim bir hafta oldu. umarım bu ziyan olan 4 aydan, elimde en azından, human growth’u geçmem kalacak. normalde, bu kadar umursamam ama en kötü halimle, savaştım. rüyamda da, üzümlü krallıkta uyuduk durduk üzümlü kek ile. herhalde, geçen hafta olduğum iğne, çok ağır geldi. üzümlü kek’i hiç görmedim bazen bile. sadece uyuyordum.

yıllar, elimden kayıp gidiyor. artık öyle çabuk bahar, öyle çabuk yaz, öyle çabuk sonbahar, öyle çabuk kış oluyor ki, 4 gözle bekleyecek bir durum olmuyor. easter oldu yine. yine yeniden doğmayı ümit ettim bugün…

bu haftanın notları ise bunlardı:

sizi temin ederim, tüm mayıs’ta, sackboy oynayacağım ve twitch yapacağım. mayıs’ın 3’ünde de, sonunda mr’a giriyorum. o gün, yarım gün hastanede yatacağım. makinanın içinde, uzun süre kalacağım. ameliyat gerekiyor mu, yoksa fiziksel tedavi ile idare edebilecek miyim, ona bakacağız.

bu hafta, baby bush’a yürümeyi öğretmeye başladım. daha dün, emeklemeyi öğretmiştim. ağır bir bebek oldu açıkçası. sırtım ağrıyorsa, oradan hiç inmemesinden de kaynaklanıyor. o da, ağlamaya başladı, başka bebeğe elim uzandığı an, kıyameti koparıyor. birini kucağıma aldığım an, ya paçamda, ya da bebekle yere oturmuşsam kucağımda. baby john (bree’nin oğlu) da artık bizimle. yani itiraf etmek gerekirse, blake’den daha tatlı şu an. bir de sevdiğin birisinin çocuğu, bambaşka oluyor. çok tatlı, çok değerli john. çok güzel de ağlıyor. yani tuhaf bulunabilir ama bazı bebekler çok güzel ağlıyor. huzur buluyorsunuz. bazı bebekler de kennedy. hiç susmuyorlar.

bu hafta kennedy hiç ağlamadı. sanırım ailesi, kreşten atacağımızdan korktu ve çocuğa, sakin duracağı bir ilaç verdi. ne yazık ki!! çocuğu atma gibi bir planımız yok ama baktık spectrum var, başka yere göndermek zorundayız. ayrıca, daha özel, bire bir ilgiye ihtiyacı var. başka çocukların eğitim süreçleri duruyor. birkaç öğretmen, yakın gelecekte ayrılmayı düşünüyor kennedy yüzünden. ben bunu sınıfımda istemem diyor.

kreş daha sabırlıydı, böyle çocuklar için ama dönüp dolaşıp, öğretmenlerde suçun bulunması üzerine, öğretmenler risk almıyor. standart prosedür. ağlamasın diye, blake’den bile daha çok kucaklıyorum. başka çocukların zamanlarını çalıyor. iyi bir destek ile daha iyi de olabilir kennedy. ayrıca sese çok duyarlı. bebekler uyurken, beyaz gürültü bile açamıyoruz.

bu da kitaptan bir not: hayat, hepimizin, birbirimizin yerinde olmak istediği kocaman bir boşluktu. bense, sadece onun yanında olmak istiyordum.

tekrar mutlu paskalyalar!

çocuk kalpli

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. sirinmirinörümcek dedi ki:

    Ağlama konsantre bozar, Sevgi kaybı oluşur, Senin günlük listede ağlayan 👶 let var, Kennediyide al işte.

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      O ağlamıyor, o çığlık atıyor. Sanki ona işkence ediyormuşuz gibi çığlık atıyor. Dışarıdan gelen insan, ya dövdüğümü ya da canını acıttığımı düşünür. Diğer aileler çocuklarını almaya geldiğinde, büyük sıkıntı yaşıyorum. Kötü davranıyormuşuz gibi görünüyor.

      Yazıdaki bebekler, öyle güzel ağlıyorlar ki, onlarla birlikte ağlıyorum çoğu zaman. Öyle içten, öyle masum, öyle hayatı tanımıyor gibi ağlıyorlar ki…

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.