warren – leo – slone

dünyanın en güzel şeylerinden biri, anaokulunda çalışmak. çocukların süper kahramanısınız. sizi görünce gülen gözleri, size sarılışları, kollarını açıp beni al diyişleri, üzerimde tepinişleri, beraber oyuncaklarla oynamamız, çocuk şarkıları söyleyip onlarla dans etmek, sabahtan akşama kadar hikayeler anlatmak, oyunlar oynamak, çizgi film izlemek, gün içinde disney şarkılarının açık olması, onlar uyurken film müzikleri ve beyaz gürültü dinlemek…

çoooook mutluyum. üzümlü krallığın da yazdığım veya yazmak istediğim bölümlerini onlara anlatıyorum. tepkilerini not ediyorum. preschool, özellikle dinlemek istiyor, hadi üzümlü kek anlat diyorlar. onlara kitapta geçecek yerleri okuyorum.

sınıf sınıf, farklı anlatıyorum hikayeyi. en komiğini de infantlara anlatıyorum. türkçe tabii. yanımda başka birisi de olsa da anlamıyor ama blake güldü buna! infantlar, diaper masasında ne kadar gıdıklarsak gıdıklayalım gergin oluyorlar. yani insan büyüse de, öyle bir ortamda geriliyor.

çok hızlı olacağım, çok güzel kokulu, hijyenik mendillerle ve pudralarla sileceğim. üzümlü kek çok istiyor bunu ama asla olmayacak böyle bir şey. ne kadar şanslısın bak.

bazen, blake’in, söylediğim her şeyi anladığını düşünüyorum çünkü anlamış gibi bakıyor ve tepki veriyor. onun poposunu değil, seninkini seçtim öpmek için, iyice temizlememe izin verirsen, öpeceğim diyorum. dün zaten içime soktum onu severken, en az 100 kere öpmüşümdür. grip haberi geldi bugün. ona dün birlikte baktığımız kişi, hastalandı ve bugün gelemedi. öpmüyordu bile blake’i. bende de kırgınlık vardı bu sabah. bir türlü uyanamadım. günün kalanında da yavaştım.

baktım çok enerjim yok, bugün floater olayım dedim (artık floater değilim) sınıf sınıf dolaşıyor, tüm çocuklarla, en az, 1 saat zaman geçiriyorsunuz, içerideki öğretmen mola verince.

çok güzel oldu. en sevdikledimin hepsi üzerime atladı. bugünlerde, warren, leo ve slone kardeşlerle çok oynuyorum. warren ile leo arasında 1 yaş olmasına rağmen, ikiz gibiler. bir de dünyalar tatlısı slone eklendi onlara aralık ayında. çok güzel bir kız, kucağıma aldığımda öyle huzur dolu gülüyor ki, cennet.

tabii ki favori kardeşlerim, lucas ve blake. ne olursa olsun, bu değişmeyecek ama büyüyünce, sanırım warren ve leo gibi olacaklar. warren ve lego, düşürünceye kadar, tırmanmaya çalışıyorlar ve üzerinize zıplayıp, bacaklarıyla öyle kilitliyorlar ki kendilerini geriye yaslanıp, sonu mutlaka beni yere düşürmekle bitiyor. ben yere düşünce de, çocuk kalpli özür dilerim, diye teselli veriyorlar. onlarla birlikte, oyuncaklarla oynamak çok güzel. özellikle leo, puzzle’dan, legolara, mıknatıslı oyuncaklardan, hamura kadar her şeyde iyi. yani benden daha iyi. kötü bir şey yaptıklarında, leo – warren seni çok seviyorum ama hayır, bunu yapamazsın diyorum. arkadaşlarını döverlerken, hemen duruluyorlar. bazen de onları uslandırmak için, görevler veriyorum. her zaman gülen ben, çok ciddi bir ses tonu ile: eğleniyoruz, gülüyoruz ama şu an yapacağımız şey için dikkat etmenizi istiyorum, çünkü canınız acıyabilir ve düşebilirsiniz, warren – leo size özel görev düşüyor, sıranın en başında ve en sonunda olacaksınız, arkadaşlarınıza dikkat edeceksiniz diyorum. havaları göreceksiniz. benden iyi topluyorlar arkadaşlarını. yaşa göre, alabileceğin çocuk sayısı değişiyor. bun yaş grubu, 12 kişi oluyorlar. 1’e 12’yim, böyle yapmazsam zaten öldüm.

onları sıraya dizmeden, dışarı çıkarmıyoruz. park yolu ise, hep aşamalı. bölme bölme kapılardan girip çıkıyorlar. çünkü herhangi bir çocuğun koşup, yaralanmasını istemiyoruz. çocuk düştüğü an, ben onunla ilgilenirken, diğerleri de dağılacak. kreşte en son istenen şey. koridorlarda kaçıp, koşarlarsa, alarm bile çalıyor. birkaç öğretmen dışarı koşuyor hemen, onların ardından tüm kapılar kilitleniyor. herkese de anons geçiliyor. code adam. çocukların panik olmaması için, kullandığımız kod. herkes sınıfının önüne bakıyor kapıyı açıp. 1 dakika içinde çocuk bulunamamışsa, hemen polis aranıyor.

bahçeye çıkınca ise, tepinmek, koşmak, istedikleri her şeyi yapmaları serbest. zemin toprak üzerine, yumuşatılmış odunumsu koruyucu madde var. kaç kere düştüler. kaydıraktan fırlayan bile oldu. nazar değmesin, hiçbir şey olmuyor.

bugün bol bol oynadım onlarla…

çok mutlu bir gündü.

yarından tek beklentim ise hasta olmamak. hastalıklarla ben, resmen böyleyiz. gölgesi göründü yine…

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.